Yeşilçam Klişeleri

Bir nevi Türkiye’nin eski Hollywood’u sayılabilecek Yeşilçam, ne devletin ne de özel sektörün desteğini tam olarak almadan Türk sinemasına 148 adet eser vererek uzun yıllar sektörün merkezinde kalmayı başarmış ve Türk sinemasının klasik eserlerini üretmiştir. Tabi ki bu kadar çok filmin gerek konu olarak gerek verdiği mesajlar olarak birbirlerinin benzeri olması pek çok klişe olarak nitelendirilebilecek unsurları doğurmuştur.

            Günümüzde bile arkadaş ortamlarında ‘’Durun! Siz kardeşsiniz evlenemezsiniz!’’ benzeri şakalar yapılmaktadır. İşte bu tarz şakaların çıkış noktası Yeşilçam filmlerindeki klişeleşmiş olaylardır. Genelde Yeşilçam filmlerinde birbirini seven iki kişi evlenirken birisi nikâhı durdurarak ‘’Durun siz kardeşsiniz!’’ diyerek evliliğe mâni olmaktadır.

            Yeşilçam filmlerinin, genelde Kemal Sunal’ın filmlerinde karşımıza çıkan, argo olarak kullanılan ‘’İnek’’ sözcüğü ve ya ‘’Ulan İnek!’’ ifadesi sıklıkla kullanılarak klişeleşmiş sözcüklerden biri olmuştur.

            Bir diğer klişe olay da kadının bir bıyık takıp sesini de biraz kalınlaştırıp mizacını değiştirince kimsenin onun erkek olduğunu anlamamasıdır. Son derece saçma olan bu olay yeni nesil Hababam Sınıfı’nda bile kullanılmış ve çoğumuza ‘’Yok artık bu kadar da olmaz!’’ dedirtmiştir.

            Birbirini deli gibi seven iki insanın yakın arkadaşlarının nedense çok kıskanç olmaları ve bu çiftlerin arasına nifak sokarak çiftlerin birbirini dinlemeden anlamadan hemen ayrılmaları ve filmin sonunda kıskanç arkadaşlarının oyunlarının ortaya çıkıp sevenlerin birbirine tekrar kavuşması da klişe Yeşilçam klişelerinden birisidir.

            Fakir ama onurlu, zengin ve kötü olmak da Yeşilçam filmlerinin klişe olaylarından bir tanesi olup çoğu filmde karşılaşabileceğimiz olaylardandır. Filmlerin genelinde fakir olan insan iyi karakter olur zengin olan insan da çok kötü bir insan olur, zengin kötü olan fakir iyinin çoğu işini engeller onun tekerine çomak sokar.

            Bir diğer klişe olay, kızın veya oğlanın babasının zengin fabrikatör veya tüccar olup kızını oğlana vermemesi ya da oğlanın kızı almasına müsaade etmemesidir. Ama ne olursa olsun filmin en sonunda kızı oğlana verirler veya oğlan kızı alır.

            Tarihten ilham alan meşhur Battal Gazi ve Tarkan filmlerinde düşmanın tamamıyla kötü olması, Müslümanların tamamen iyi olması klişedir. Kral her zaman eziyet eder, ‘’hıhahahaha’’ diye yapmacık kahkaha atar, sadistlikten zevk alır. Tarkan ya da Battal Gazi de tek başına ordu niteliğindedir. Tüm düşmanları tek başına döver, tek yumrukta öldürür, elindeki dört oku aynı anda atıp dört kişiyi vurur. Bu filmleri en sonunda da kral her zaman ölür ve Türkler galip gelir. Bu filmlerdeki bir diğer klişe de handa takılan Haçlı askerlerinin kocaman bir kuzu budunu kıtlıktan çıkmışçasına pis pis sesler çıkartarak yemesidir.

            Yeşilçam filmlerinin bir diğer klişesi de omzunda havlusuyla dolaşan meyhanecinin çok içen müşterilerine babacan bir tavırla ‘’İçme be oğlum içme, ne derdin var bu kadar?’’ gibisinden nasihat vermesidir. Bu konuyu Arif V 216 filminde Cem Yılmaz alaylı bir şekilde ele almıştır. Filmde Cem Yılmaz müşterisine içme diyen meyhaneciye ‘’O içmezse sen ne kazanacaksın? Bırakın şu klişeleri artık!’’ diyerek haklı bir konuya değinir.

            Yeşilçam filmlerinde genellikle sevenler rüyalarında veya hayallerinde ve ya birbirleriyle kavuştuklarında sevdiğiyle dağda, bayırda, kırda el ele koşar yakalabaç oynar, ağaç kavuğunun arkasına geçerek aynı anda ağaç gövdesinin bir sağından bir solundan birbirlerine bakarlar. Ve yahut kavuşan iki sevgili gün batımında bayırda karşılıklı birbirlerine koşar ortada buluşup sarılırlar. Oğlan sarılırken kızın ayaklarını yerden keserek döndürür. Bu olay genelde ağır çekimde gerçekleşerek uzun sürer.

            Genellikle karşımıza çıkan bir diğer klişe ise birbirini seven adam veya kadının umutsuz hastalığa kapılmasıdır. Bu hastalığın da tek bir çözümü vardır ki bu da Amerika veya Avrupa’da tedavi olmaktır. Tabi ki umutsuz hastalığa kapılan kişi bir şekilde tedaviyi olup hastalığı atlatır ve film mutlu sonla biter.

            Daha sonra bir şarkıyı film konusu yapıp adını o şarkıdan alan ve başrolün o şarkının sahibi olan Arabesk filmleri furyasından önceki tüm Yeşilçam filmlerinin olmazsa olmazı ‘’Mutlu son’’dur. Açık son veya acıklı sonla biten Yeşilçam filmleri bir elin parmaklarını geçmez. Arabesk filmlerinde de olmazsa olmaz olan acıklı sondur.

Görsel

Top