Yapay Zekadan Korkmalı Mıyız?

Bir sabah uyandığınızda size günaydın diyen, size hizmet eden ve her işinizi yaptırabileceğiniz bir robota sahip olduğunuzu düşünün. Güzel değil mi? Bence pek değil. Günümüzde dahi insan aklının alamadığı durumlarda yine insan yapımı olan bilgisayarların yardımına ihtiyaç duymaktayız. Hal böyle olacak ki unutabileceğimiz olayları metin belgelerine kayıt edip günlük çetelemizi dahi bilgisayara kayıt eder hale gelmiş haldeyiz. Bu durumun bizi tembelliğe ittiği aşikar olduğu kadar aslında yarattığı potansiyel bir tehlike de mevcut. Birden çok insanın kodlayarak yazdığı ve benim tabirim ile akıllarını, fikirlerini birleştirdiği yapay zeka bir gün olur da bizi esiri altına alırsa ne tür bir tehlike bizi bekliyor olacak dersiniz? Tıpkı şu an da telefonların ve bilgisayarların yaptığı gibi dediğinizi duyar gibi olduk.  Aslında yapay zekanın bu bağlamda ne gibi bir fayda veya zarar sağladığı biraz da algoritmayı kimin hangi amaçlar ile geliştireceğine ve tasarlanan bu algoritmayı kullanacak olan kişinin ne gibi bir amaç ile kullanacağına bağlıdır. Günümüzde nükleer silahlanmanın yayıldığı, iklim antlaşmalarının yok sayıldığı varsayılırsa gelecek için yapay zekâ kullanımının insan eli ile oldukça kötü sonuçlar açabileceği aşikâr. Bu durum tabii kişinin konuya teorik olarak kötümser ve iyimser olarak bakması ile alakalı. İyimser yönden bakacak olursak, henüz tedavisi bulunamayan hastalıkların tedavisinde, teknolojinin gelişmesinde ve yapılmamışın yapılmasında bu zekâdan faydalanılacaktır. Fakat insanlık ne zaman kendinde olanı tam olarak iyiye çevirmek için kullanmıştır bu da ayrı bir muammadır. Sırf fazla ilaç satmak için hastaya ihtiyacı olmadığı halde her duruma ilaç yazan doktorlar, temeli olmayan zemine bina diken mühendisler olduğu gibi bu durumu da insanlığın lehine çevirmek isteyen kişiler olacaktır. Hatta belki de insanlığa gerek kalmadan robotlar kötülüğü kendi yaratacaklardır.

Yakın zamanda Facebook’un yapay zekaya sahip iki chat robotunun kendi aralarında yeni bir dil geliştirdiği haberini belki görmüş olabilirsiniz. Robotların bu geliştirdikleri dille ticaret yapabilmesi ve bu dilin anlaşılamaması üzerine fişleri geçtiğimiz günlerde geliştiricisi tarafından çekilmiştir. Geliştirilen robotik dil hiçbir şekilde çözülememiş ve bu durum firmaya zarar vermeye başlamıştır. Henüz bu teknolojide yeni yeni bir düzeye gelen insanoğlunun böyle bir sorun ile karşı karşıya kalmış olması sizi şaşırtmasın. Sizlere bir de dünyanın ilk vatandaşlık hakkını alan yapay zekaya sahip robotu Sophia’dan bahsetmek istiyorum. Muhabirlerle röportaj yapabilen, iş kurmak ve sanata başlamak gibi isteklerini oldukça rahat şekilde belirtebilen düzeyde olan bu robot, muhabirin sorduğu bir soru üzerine ‘I will destroy humans’ (İnsanlığı yok edeceğim.) cevabını verir.  Şaşırdınız mı?

Şimdiden insanlığı yok etme isteklerini rahatça beyan edebilen, yemek yeme, su içme ve nefes alma gibi temel insani ihtiyaçlardan yoksun bu yapay zekaya sahip robotlar belki yakın bir gelecekte kendi aralarında yeni bir koloni oluşturmak isteyecekler ve insanlardan kendilerini üstün olarak görür hale geleceklerdir. Hele hele insanoğlunun henüz bu teknolojinin başında iken tasarladığı mekanik robotların böyle açıklamalar yaptığı düşünüldüğünde çok yakın bir gelecekte robotların insanoğlu için bir tehdit olması pek uç olmayacaktır. Zira bundan otuz yıl önce bugünü bu şekilde hayal etmek pek mümkün değilken, şimdilerde bu yazıları yazmış olduğumuz bilgisayarlar, cebimizdeki akıllı telefonlar insanoğlu için vazgeçilemez bir hale gelmiştir. Kim bilebilir; belki gün gelecek insanlar kendilerini makineleştirmek için çabalayacak ve o filmlerde gördüğümüz android vari insan olayı gerçekliğe kavuşacaktır. Belki de günümüzde olmaya başladığı gibi makineleşme süreci ile insanlara ihtiyaç dahi kalmayacak ve kas gücünün yerini bilişsel zekâ alacaktır. Bu da biz insanlar için işsizliğin artmasına sebep olup, psikolojik yıkımlara hatta belki de savaşlara mahal olacaktır. Pek tabii bu ve bunun gibi durumları çoğaltmak  mümkün. Yapay zekanın bir ürünü olan Chatbotlar  üzerinden bu olaya örnek vermek gerekirse gerçekçi chatbotlar hazırlamak günümüzde inanılmaz fazla çaba gerektiriyor. Fakat yakın gelecekte en iyi arkadaşımız olabilecek bu botlar ile konuşuyor olduğumuzu düşünür iken aslında özel bilgilerimizi de istemeyerek bu kötü niyetli olabilecek botlara vermiş olabileceğiz. Tıpkı bugün bir web sitesine kayıt olurken kişisel bilgilerimizi koşulsuz verdiğimiz gibi. Bu gibi durumlar da aslında yine yapay zekanın getirdiği potansiyel dolandırıcılık yöntemini bizlere düşündürebilir. Mail adresimize gelen spam veya şifre ele geçirme amaçlı mailler bile aslında bir nevi kötüsel yapay zeka örneğini yansıtmaktadır. Yapay zekanın kötü amaçlı kullanılabileceği alan sadece bunlar ile sınırlı değildir. Yapay zekanın zararları üzerine uzmanlar tarafından hazırlanan teorilere göre, üzerine bomba bağlanıp bir robotun kalabalık bir mekanda patlatılması da oldukça olası bir ihtimaldir. Bunların dışında yapay zekanın yarattığı yeni tür tehditlerin en basit halleri şimdiden ortaya çıkmaya başlamış durumdadır. Ünlülerin yüzlerini onların rızası olmadan pornografik içeriklere yapıştıran deepfakes teknolojisi tacize ve şantaja da kapı aralamaya devam etmektedir. Hatta bu duruma önlem almak için yeni yasalar kimi ülkelerde düzenlenmiş durumdadır. Zira mühendislerin robotları kötü niyetli kullanımının konusunda daha açık olmaları bu alandaki etik tartışmalarının artmasına sebep olabilmektedir.

Tüm bu tartışmalar süredururken, bu konuyla ilgili izlediğim en iyi filmlerden biri olan ‘Ex-machina’ ile yapay zeka konusuna değinme ihtiyacı duymaktayım. Görsellik üzerinden bu potansiyel zarar durumunun daha iyi anlaşılabileceği kanaatindeyim. “Yapay zeka insan bilincine ulaşabilir, hatta geçebilir mi?” , “Yapay bir bilincin varlığını belirlemek mümkün müdür?” gibi sorunsalları ele alan film bu durumu oldukça iyi yansıtmakta ve yukarıda sorduğumuz sorulara cevap aramaktadır. Konusu itibari ile dünyanın en büyük ticaret arama motorunun sahibi elinde olan tüm veriler ile bir yapay zeka robotu yaratmaktadır. (Tanıdık geldi değil mi?). Yaratılan Ava isimdeki robot normal bir insandan farksız olarak görevini yerine getirmekte, fakat filmin sonunda ise Ava’nın aslında gerçekte rol yaptığı anlaşılmaktadır. Bizim gördüğümüz amacı uğruna her şeyi yapan ve kendisi hakkında hiçbir şey bilmediğimiz ‘Ava’ olacaktır. Bu konuyla ilgili yine yapay zekâ deyince bir diğer futuristik konulu kült filmi olan Terminatörü es geçmek istemedim. 2029 yılını konu alan 1980 yapımı filmde yeryüzü artık robotlar tarafından kontrol edilen ve insanların direnişçi durumuna düştüğü bir film olarak ortaya çıkmaktadır. Dönemi itibari ile oldukça orijinal olan Terminatörün geçtiği 2029 yılına girmeye tam olarak on senemiz kalmış bulunmakta. Bu durum ister istemez akıllara “Peki on senede bu kadar şeyin değişmesi mümkün müdür?” sorusunu getirmektedir. Şu da bir gerçektir ki insanoğlu geleceği merakla beklemektedir. Cyberpunk 2077 adlı bilgisayar oyunu, Blade Runner 2049 gibi isimlerinden de anlaşabileceği üzere geleceği anlatan seriler bizlere günümüz insanının yapay zeka hakkında neler düşündüğünü veya bu zeka ile ilgili neleri umduğunu göstermektedir.

Bu düşünceler ve umutlar da günümüzde tartışmalar yaratmaya devam etmektedir. Konuyla ilgili olarak Stephan Hawking “Yapay zeka insanlığın sonunu getirebilir.” açıklaması ile gündeme düşmüşken, Elon Musk’ta aynı konuda uyarılarda bulunmuştur. Bunun sebebi olarak Hawking; insanoğlunun yavaş gelişen bir biyolojik zekaya sahip olduğunu, bunun sınırsız kapasitelere sahip olan yapay zeka ile boy ölçüşemeyeceğini belirtmiştir. Peki bu zeka ex-machina’da olduğu gibi sırf amacına ulaşmak için her şeyi göze alır mı? Özünde kendisini yaratan insana karşı yok edici bir tutum sergiler mi? İnsanlar ile gün gelir karşı karşıya kalırsa ne yapar henüz bilmek mümkün olmasa da yakın bir gelecekte bu sorular da yanıt bulmaya başlayacaktır.

Şu ana kadar tüm bu saydıklarımız birer iddia ve varsayımlardan oluşsa da teknoloji çağının gelişmesi ile bu durumun değerlendirilmesi şarttır. Peki neden yapay zekayı bir tehlike olasılığı olarak ele almak gerekir? Zira yapay zekanın insanlar için tehlike oluşturmasının düşünülmesinin sebebi onlardan farklı olarak rasyonel düşünüyor olmalarıdır. İnsanlar duygulara sahip oldukları için kararlarını göz önüne alırken hislerinden ve bu hislerin oluşturduğu duygularından da yararlanır. Gülmek, ağlamak, nefes almak gibi insani olgulara sahip olmayan bu robotlar ise doğru ve yanlış olarak sadece iki kavramı ele alır. Bu iki kavrama göre düşünür, bağlantı kurar, sentezler ve buna bağlı olarak karar verir. Onlar için duyguların ya da getireceği sonuçların pek bir önemi yoktur. Zaten sonuçların neticesini analiz ederek o sonuca ulaşmıştır. Bu durumdan dolayı yapay zeka ne gibi durumlarda faydalı, ne gibi durumlarda zararlı olur bilinmez.  Kısacası yapay zekânın bilimde ilerlemek amacıyla geliştirilmesinden kısa bir süre sonra, savaşlarda milyonlarca insanın ölümünden sorumlu olmayacağı konusunda bir garanti vermek mümkün değil. Yine de bu saydıklarımız dediğimiz gibi tamamen varsayımdan ibarettir. Peki bu çalışmalara destek verilmeli midir? Şahsım adıma, saydığımız tüm bu olumsuzluklara rağmen durumların bugünkünden kötü olmayacağını düşünerek yapay zeka çalışmalarına destek verilmesi gerektiğini düşünüyor, bu konuyla ilgili yorumu da siz kıymetli okuyucularımıza bırakıyorum.

Görsel

Top