Umudun, Direnişin ve Zaferin Bestecisi

“Ölümü anlatmak için! Uzaktan daha uzak yakından daha yakın, dediği gibi.
İmansız bir Türk şairin dediği, Türk! Doğru ve çalışkan Cumhuriyet çocuğu.”1

Ölüm nasıl anlatılır? Anlatılabilir mi ya da? Ölümün soğuk duvarı, solmuş toz mavisi yüzü, ürperten sessizliği hangi sözcüğün gizindedir? Denemişliğim vardı öncelerden, becerememiştim. Bunu da beceremeyeceğim. Ölümü değil belki ama viran eyleyişini aktarmayı deneyeceğim…

Acılar ve kaoslar yılı 2020’yi uğurladık uğurlamasına ya iyimserliğimize de iyimserlik ekledik, 2021 daha da güzel bir yıl olacak, dedik. Fakat gördük ki, ölümü yine unuttuk, ıska geçtik… Umutla aşındırdığımız yeni yılın ilk ayının ortasında -ki daha yolun başında- “doğru ve çalışkan bir Cumhuriyet çocuğu”nu kaybettik, Muammer Sun hayata gözlerini yumdu.

Türk ulusu; çok kıymetli bir entelektüelini, idealist bir eğitimcisini, Kuvvacı bir neferini yitirdi. “Bozkırın Sesi”, şimdi yüreğimizde daha da acı ve bir o kadar da buruk bir çığlığa büründü… Kısacası; dava arkadaşım, ağabeyim Çağdaş Bayraktar’ın, onun için kaleme aldığı yazıda bahsettiği gibi: Bir yanardağ daha söndü…2

1932’de Ankara’da doğdu, 1946’da Askeri Müzika Okulu’nda müziğe başladı, 1953’te Ankara Devlet Konservatuarı Kompozisyon Bölümü’ne girip, Ahmed Adnan Saygun’un öğrencisi oldu. Konservatuarda, Mithat Fenmen ile piyano, Hasan Ferit Alnar ile koro ve orkestra şefliği; Muzaffer Sarısözen ile Türk halk müziği, Ruşen Ferit Kam ile klasik Türk musikisi ayrıca özel olarak Kemal İlerici ile Türk müziği makamlar sistemi ve armonisi konularında çalıştı. 1960’ta, Ankara Devlet Konservatuarı Kompozisyon Bölümü İleri Yüksek Dönemi’nden Saygun’un öğrencisi olarak “pekiyi” dereceyle mezun oldu. Aynı yıl Ankara Devlet Konservatuarı’na öğretmen olarak atandı. 1975’te İzmir Devlet Konservatuarı’na, 1980’de Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na, 1987’de Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na atandı. 1988’de doçent, 1993’te profesör oldu. 1999’da Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndan emekli oldu. Devlet konservatuarlarında görevli olduğu süre içinde, koro, solfej, armoni, kontrpuan, füg, enstrümantasyon, orkestrasyon, modal müzik ve kompozisyon dersleri veren Sun’un pek çok eseri çeşitli yarışmalarda ödüller kazandı. Mezuniyetinden sonra Ankara, İzmir, İstanbul Devlet Konservatuvarlarında, Gazi Eğitim Enstitüsü Müzik Bölümünde, Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda ve Ankara Radyosu’nda öğretmenlik yaptı. 1969 yılında, sanat kurumlarının temsilcisi olarak TRT Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. TRT Ankara Radyosu Çoksesli Korosu ‘nu ve TRT Müzik Dairesini kurdu. 1971’de Murat Katoğlu’yla birlikte TRT Kültür Sanat Ödülleri Sistemini hazırladı. 1968’de atandığı Milli Eğitim Bakanlığı Müşavirliği sırasında, Çocuk ve Gençlik Koroları Yönetmeliği’ni hazırladı. Bütün Türkiye’de 166 çocuk ve gençlik korosu kuruldu. Koro şeflerine 1968 -1969 yazlarında, Gazi Eğitim Müzik Bölümü öğretmenleriyle birlikte, iki kez yaz kursu düzenledi. Bu kurslara Gazi Müzik Bölümü’nde 40, Sinop kursunda 80 olmak üzere 120 müzik öğretmeni katıldı. 166 koro, ödenekleri kesildiği için 1970’te kapatıldı. Bu korolar ve kurslara katılan müzik öğretmenleri, bugünkü Türkiye’de yaygınlaşan çocuk ve gençlik korolarının temelini oluşturdu.  Sun; 1967 ve 1969’da; biri TRT adına; öteki de TRT ve ODTÜ adına, iki büyük folklor derlemesi düzenledi; kendisi de bu derlemelere uzman derleyici olarak katıldı. Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü öğretim üyeliğinden Ekim 1999’da emekli oldu.

Türkiye’de, henüz o kaliteye ulaşamayan, TRT’nin yapımını üstlendiği “Kurtuluş” ve “Cumhuriyet” filmlerinin müzikleri yazdı ve geniş kitlelere ulaştı. Hemen hemen herkesin kulaklarının aşina olduğu, tüm ulusal bayramlarda çalınan marşların bestesi ona ait…

Öğretmendi, besteciydi, yazardı, aydındı… Son ana kadar anlatmayı bir ödev bildi kendine.

Anlattı…

“Bozkırın Sesi”nde, bitap düşmüş Anadolu bozkırının ağıdını anlattı.

“Hüzün”de, elde avuçta olmayıp, bir çift çarığı cepheye göndermenin burukluğunu anlattı.

“Sevda Çiçeği”nde, Kemal’in ardından giden kara kalpaklıların umutlu ve gözü pek inancın doğruluğunu anlattı.

“Karanlık”ta, Eskişehir-İnönü mevzilerinde, el tetikte bekleten Türk askerinin ihtiyatlı bekleyişini anlattı.

“Acı, İsyan ve Direniş”te, mağlup olmak nedir düşünmeyen Türk ulusunun, canını dişine takıp toprağını, bayrağını, namusunu nasıl savunduğunu anlattı.

“Büyük Taarruz”da, Türk topçularının Yunan mevzilerinin nasıl dövdüğünü, Türk piyadelerinin süngülerini anlattı.

“Savaş Müziği”nde, binlerce Türk süvarisinin zalim Yunan’ın üzerine nasıl korkusuzca dörtnala koştuğunu anlattı.

“Denizcilerin Şarkısı”nda, şahlanışı anlattı, “Yaşa Mustafa Kemal Paşa”da zaferi ve minneti…

Ve daha nicelerinde, türküleri anlattı, destanları anlattı, ağıtları anlattı… Çocuk yüreklere bir sıcacık gülümseme oldu…

“Türkiye Cumhuriyeti’nin bize verdiği heyecanla yazıldı o müzikler” diyor Muammer Sun, bir söyleşisinde “Kurtuluş” ve “Cumhuriyet” dizilerinin müziklerini nasıl ortaya çıkardığını anlatırken. Ekliyor: “Bütün bunlar Cumhuriyet sayesinde oldu. Cumhuriyet olmasaydı; konservatuvar kurulmazdı, Musiki Muallim Mektebi kurulmazdı, Askeri Müzika Okulu kurulmazdı, oradaki hocalar olmazdı, ben müzik eğitimi alamazdım, bir şeyler yaptıysam onları da yapamazdım. Bütün bunları Cumhuriyet sayesinde yaptım.” Bense, onun Türkiye Cumhuriyeti’nin heyecanıyla yaptığı besteleri, bu satırlar yazarken dinliyorum, daha önce pek çok yazıda yaptığım gibi.

Yaklaşık bir ay önce, bir eserinin kullanımı için izin istemek maksadıyla aradığımızda, ona söylediğim sözlerle veda ediyorum bu satırlara, acıyla: “Ne zaman umudumuzu yitirmenin kıyılarında dolaştığımızın farkına varsak, kendimizi sizin eserlerinizi dinlerken buluyor, güç alıyoruz. Bize kuvvet oluyorsunuz. Bizden sonraki kuşaklara da olacaksınız, eminiz. Türk ulusu size minnettardır.”

Saygıyla, sevgiyle, minnetle ve hüzünle; umudun, direnişin ve zaferin bestecisi… Huzurla uyu.

Dipnotlar:

Özdemir İnce, Opera Kahkahası, Ve Yayınevi, syf. 43
Çağdaş Bayraktar, Gözlerinden yaşlar akarak bunları söylemişti, Oda Tv, 16.01.2021


Top