Tanıdık bir isim, bilindik bir renk: Şair Öldü


bize ne başkasının ölümünden demeyiz

çünkü başka insanların ölümü

en gizli mesleğidir hepimizin

başka ölümler çeker bizi

ve bazen başkaları

ölümü çeker bizim için

Kitabın önsözünde de yer alan İsmet Özel’in “Üç Frenk Havası” şiirinden Capriccio Alum bölümünün bir kısmını paylaştım sizlerle. Kitap ile ilgili tüm hikaye de buradan başlıyor işte. Tam net hatırlamamakla birlikte, yıl iki bin on bir galiba. Şu hepinizin poşetlerini taşımaktan egolarınızın tavan yaptığı meşhur kitabevindeyim. İşin şakası tabi, ben de gayet fazla alışveriş yapıyorum oradan. Kitabın başta rengi daha sonar ismi dikkatimi çekmişti. Elime alıp karıştırmaya başladığım da ise hemen ilk sayfasında bulunan İsmet Özel şiiri beni yakaladı. Yazarın adını ilk defa duymuştum. Üstüne üstlük o tarihlerde İsmet Özel’ide fazla okumamıştım. Fakat sevdiğim kadın tam bir İsmet Özel hayranıydı. Hoşuna gideceğini düşünerek, gayet gelişgüzel bir niyetle aldım kitabı. İlk sayfasına bir not iliştirdim. Hediye paketi yaptırdım. E tabi en sonunda hediye ettim. Kitabı okumadım evet.

İşin daha enteresan tarafıyla yıllar sonar karşılaştım. Arkadaş ne festivalmiş diyeceksiniz ama durun hemen ötelemeyin anlatacaklarımı. Yine Beyoğlu Sahaflar Festivalindeyim. Kendimi kaybetmiş bir şekilde standların arasında bir o yana bir bu yana dolanıyorum. Bir de ne göreyim? Tanıdık bir renk, bildik bir isim. Sibel K. Türker “Şair Öldü”. Tabi sevdiğim kadınla yollarımızı ayıralı üç yıldan fazla süre olmuş. Eski anılarımın iç geçirerek aklıma gelişiyle bir hızla aldım kitabı elime. Kapağını çevirdim, bir de ne göreyim? Kitabın ilk sayfası yırtılmış. Acaba mı diyerek hiç düşünmeden kitabı aldım. Bir kaç stand ilerledikten sonra gerisin geriye döndüm. Aklımdaki ihtimalleri kuvvetlendirmek adına sahaf sahibine birkaç soru sordum. Aldığım cevaplar beni daha fazla heyecanlandırdı. Yani şimdi, yıllar önce sevdiğim kadına aldığım kitabı elimde tutuyor olabilir miydim? Üstelik kitabı sahafa satarken, onun için düştüğüm notu yırtıp almış mıydı kitabın içinden? Cevapsız fakat mutlu bir şekilde döndüm evime. Bir heyecan, yılların ertelenmişliğiyle kitabı okumaya başladım.

“Şair Öldü” genç bir kadının, toplum içerisinde oluşturulan kalıplaşmış yargılara direnişini anlatıyor. Karakterimizin isminin “Ersin” oluşuyla baştan okuyucusunu tutmayı başarıyor. Evlilik budalası bir abla ve hayatını kızlarının iyi birer evlilik yapmasını sağlamak için adayan bir anne ile yaşayan Ersin, evde yaşanan ahlaki şaşkınlığın ortasında kendine bir rol biçme çabası içerisindedir. Evin söz dinlemeyen, asi kızıdır. İnsanlara ve tanrıya olnan inancını sürekli sorgular vaziyettedir. Fakat evdeki karmaşık yapnın içerisinde kendisine ufak bir baba rolüde kazandırmıştır. Neticede annesi ve ablasını sevmektedir. Yeri geldiğinde onlara sahip çıkmaktan geri kalmaz. Hayatına giren başörtülü arkadaşı Eli ile başlıyor hikayesi. Elif’te kendisi gibi okulda yalnızları oynayan bir karakter. Erkek egemen olarak lanse edilen toplumumuzda, uğraşları ve duruşlarıyla feminizm duygusunu veriyorlar bize. “Şair Öldü” ülkemizde gençlerimizin yaşadığı çıkmazları ve bunalımları çok iyi anlatıyor. Yazarın akıcı ve şiirsel dili, okuyucu için güzel bir tat bırakıyor damaklarda. Okurken ve daha sonrasında bir şeylerin eksik kaldığı hissini bıraksa da, güzel ve merakla beklenen sayfalar barındırıyor içerisinde. Anlatım dilinin bunalımı, şiirsel yazımla örtünmüş. Bu sebeple fazla yormuyor.

Bir sözlükte, kitap ile ilgili okduğum bir yorumdan alıntılayarak bir bilgi daha paylşamk istiyorum sizlerle. Kitap içerisinde Nirvanın “Smells Like Teen Spirit” şarkısından “Smells Of The Teen Spirits” olarak bahsedilmiş. Bu detayı gözünden kaçırmayan okuyucu arkadaşıma da ayrıca tebriklerimi iletiyorum buradan.

Yazarın bahsetmiş olduğumuz “Şair Öldü” kitabı ile birlikte farklı kitapları da internet üzerinden satışlarına devam ediyor. Yazım dilini ve öyküleme yeteneğini beğendiğim Sibel K. Türker’in bu kitabını bir sonraki yazıma kadar okumanızı tavsiye ediyorum.

Top