Sen Üç Milyar Yedi Yüz Elli Milyon

Yıllarını haberciliğe adamış, yeri geldiğinde boynunda fotoğraf makinası koşar adım haber peşinde, yeri geldiğinde kamera karşısında yaratıcı kişiliği ile boks ringlerinde öğrendiği salvolarla bu zorlu sektörde tüm engelleri aşmayı başarmış başarılı gazeteci, Türk televizyonlarının Yalçın Abi’si ile sizler için keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

  • Porsuk Kültür: 1978 yılında Hürriyet ile birlikte merhaba dediğiniz gazetecelik hayatınız, aslında o dönem çok da kolay olmayan şartlar altında, daha sonraları gayretiniz ve öğrenme azminiz sayesinde bir başarı öyküsüne dönüşmüş. Bize biraz o yıllardan bahseder misiniz?
  • Yalçın Çakır: Evet, zor yıllar. Sıkıntılı koşullar. Öğrenciyim. Para yok. Ama koşarak, uğraşarak, çalışarak bir fotoğraf makinesi aldım. İlk body Asahi Pentax Spotmatic. Vidalı objektifli, 35 mm filmli body ve 50 mm bir objektif. Ama taş gibi sağlam. Gazetecilik maceram böyle başladı ve neredeyse 40 yıla gireceğiz bu meslekte.
  • Porsuk Kültür: Birçok gazetede yapmış olduğunuz özverili çalışmalarınız sonrası artık sıra kamera karşısına geçemeye geliyor. Flash Tv’de ve Türk televizyon izleycisinin aklına kazınan, gündemden düşmeyen birçok haber yine Yalçın Çakır tarafından sunuluyordu. Flash TV sizin kariyerinizde nasıl bir konuma sahip?
  • Yalçın Çakır: Flash TV hem Türkiye hem de benim için ilktir. Türkiye’nin yurt içinden yayın yapan ilk özel televizyon kanalıdır. Çok da önemli projelere imza atmıştır. Şu an ekranlarda gördüğünüz pek çok format ilk Flash TV’de başlatılmış hatta icat edilmiştir. Ben de o kanalın ilklerindenim. Muhabirlik, sunuculuk, yapımcılık dahil pek çok işe imza attım Flash TV’de. 26 yılım geçti. Acı, tatlı bir yığın anıyla mazi olup gitti Flash TV markası ne yazık ki…
  • Porsuk Kültür: Özellikle ‘Gerçeğin Peşinde’ isimli programınız ülkemizde televizyon programları arasında kült bir yapım halini aldı. Hala tekrar bölümleri internet üzerinden izlenmeye devam ediyor. Bu popüleritenin programa birçok ithamlar yüklediği zamanlar da oldu. Örnek vermek gerekirse bunlar, programın içeriğinin tamamen cast olduğuna dair dedikodular. Bu dedikoduklar hakkında söylemek istediğiniz şeyler var mı?
  • Yalçın Çakır: Yaptığım hiç bir işte ajans ya da casta başvurmadım. Gerek yok ki. O kadar zengin bir ülkeyiz ki!.. Maalesef, çıkıp, çıkıp geliyorlar!.. Bitmiyor. Verdikçe veriyor yaradanım :))) Gülüyoruz ağlanacak halimize ne yazık ki. Mikrodalga fırında kızaran piliçleri seyreden tavuklar ve horozlar gibiyiz…
  • Porsuk Kültür: Bodrum’un Gümüşlük köyüne yerleştiğinizi biliyoruz. Yöreye habercilik anlamında yeni bir heves kazandırdınız. Gümüşlük Rehberi projesi nasıl gelişti?
  • Yalçın Çakır: Boş durmamak için başladım. Kodlama bilgim de olduğu için onu geliştireyim derken iş buralara kadar geldi. Gümüşlük Rehberi 3 yılda bölgenin en çok tıklanan rehberi ve haber sitesi haline geldi.
  • Porsuk Kültür: Özellikle Gümüşlükspor’un her maçında elinizde fotoğraf makinanızla sizi görmek mümkün. Sıkı bir takipçi, fanatik bir taraftar aynı zamanda da hala işini büyük bir ciddiyetle sürdüren bir gazetecisiniz. Peki Yalçın Çakır’ın spor hayatı nasıldı? Bildiğimiz üzere gençliğinizde Beşiktaş JK’da boks sporuyla ilgilendiniz.
  • Yalçın Çakır: Evet benim için hayatta her şey haber. Bir noktadan sonra beyin her şeye haber ve fotoğraf kadrajından bakmaya başlıyor. Gümüşlükspor benim Galatasaray’la birlikte en büyük tutkularımdan. Gümüşlükspor sayesinde amatör sporla tanıştım. Amatörlüğün ne olduğunu gördüm. Amatör kulüplerin hangi şartlarda ayakta kaldıklarını gözlemledim. Hatta bununla ilgili çok güçlü bir belgesel de geliyor. Ana çekimler tamamlandı, röportajlara başlayacağım. Sanatçı, oyuncu, yazar Nejat İşler ve kulüp başkanı Ahmet Faik Karakaya ile başkan yardımcısı Mehmet Özak adlı Gümüşlüklü iş insanları sayesinde amatör spor ekonomisinin ne olduğunu bizzat yaşayarak öğrendim. Boksa gelince, gençlik yıllarımda Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nde Yurdakul Güleren hocamın yanında boks çalıştım. O zamanlar Dolmabahçe’de İnönü Stadyumu’nun altında bölge boks ringi vardı orada çalışırdık. Ve o efsane stadyumda koşar, antreman yapardık. Sonra üniversite, çalışma hayatı derken koptum bokstan.
  • Porsuk  Kültür: Yalçın Abi’yi televizyonlarda görmek isteyen hala büyük bir kitle mevcut. İnternet gazeteciliği dışında ileriye dönük başka projeleriniz var mı?
  • Yalçın Çakır: Gelen projeleri ve teklifleri aynı zamanda menajerim de olan kızım Çisil Çakır’la değerlendiriyoruz. Uygun bir proje olursa ve sıcak bakarsak tabii ki dönerim ekranlara. Neden olmasın. Bana kalsa sahaya çıkıp haber fotoğrafçılığında dünyanın dört bir yanına gitmek istiyorum ama menajerim izin vermiyor.
  • Porsuk Kültür: Yüzlerde tebessüm oluşturacak bir soruyla, sizlerin de son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Peki abi sen üç milyar yedi yüz elli milyon sen bu parayı ne yaptın?
  • Yalçın Çakır: Ben ömrü hayatımca maaş alarak çalışmış bir emekçi gazeteciydim. Şu anda da asgari ücretten emekli bir gazeteci emekçisiyim… Mutluyum, huzurluyum, sağlığım iyi… Daha ne isteyeyim… Durmak yok, mücadeleye devam…
Top