SANAT VE DİL BAĞLAMINDA JOSEPH KOSUTH VE ‘THE WAKE’ ADLI ÇALIŞMASI ÜZERİNE İNCELEME

1945’de ABD’de Ohio, doğan Joseph Kosuth, 1963-64’de Cleveland Institute of Art’da; 1965-67’de New York’da The Visual Arts’da, 1971-72’de New School for Social Research’de eğitim gördü. 1988-90’da Hamburg’da Hochschule für Bildende Künste’de, 1991-97’de Stuttgart’da Staatliche Akademie Bildende Künste’de profesörlük yaptı.

         Kosuth, Kavramsal Sanat’ın öncüsüdür ve 1960’larda dil temelinde yapıtlar üretmiş ve uygulamalar yapmıştır. Yapıtlarıyla, sanatta anlamın işlevi ve üretimini sorgulamıştır. Sanat ve dil arasındaki ilişkileri irdeleyen yapıtlarını çok sayıda müzede, halka açık alanlarda enstalasyonlar olarak gerçekleştirmiştir.

         1960’larda Joseph Kosuth, döneminde sanat sorgulamalarına koşut olarak, resim ve heykel geleneğini çözümlemektense, biçim ve sunuş konusunda bir ilerleme sağlamak için, temelinde “estetik” değerler olan sanatın başka bir biçimde eleştirisine girişti. 1969’da yayınlanan “Felsefeye göre Sanat ve sonrası” başlıklı yazısında, Kosuth, Marcel Duchamp’ın öncelikle sanatın işlevi sorununu gündeme getirdiğini belirtiyor ve çıkış noktasını şöyle açıklıyordu: Sanatta başka bir dilde konuşarak bir anlam üretmenin olanaklı olduğunun ayrımına vardıran eylem, Duchamp’ın “işlenmemiş” hazır- nesnesini oluşturur. İşlenmemiş hazır- nesne ile sanat yönünü değiştirmiştir: Dilin biçiminden söze doğru.” 
          Kosuth, işe Ad Rheinhardt ile başlar. Kosuth 1980’de Rheinhardt için şunları söyler: “Ad Rheinhardt’ın resimleri, birçoğumuz için bir çeşit geçit yeriydi. Onun karşıt olarak ortaya koydukları modernin görünür kılınmış karşıtlıklarıydı. Rheinhardt’dan sonra resim geleneği bir tamamlanma sürecine girerken, geleneğin kıskacından kurtulan sanatta yeniden tanımlanmalıdır.” 
         Terry Atkinson’a göre, Kosuth’ un kuramında Ad Rheinhardt’ın etkisi belirgindi ve Kosuth sanata ideolojik yaklaşıyordu. Bu ideoloji “sanat ilerlemelidir” ve “sanat ilerleyebilir” diye iki öğeden oluşuyordu. Birincisi bir ütopyayı dile getiriyordu; ikincisi de bu ütopyanın gerçekleşmesi için gereken yapılacaktır, anlamına geliyordu. Kosuth’ un 30 yıllık üretimi, bu ütopyanın gerçekleştiğinin kanıtıdır (
https://en.wikipedia.org/wiki/Joseph_Kosuth).

         Kültürel nesnelerin sahiplenilmesi konusunda çalışan sanatçı, James Joyce’ un Finnegans Wake’i referans alarak hazırladığı ‘The Wake’ adlı çalışması hakkında şunları dile getirir; “bir sanatçı olarak inanılmaz zengin, diğer yazarların sahip olmadığı boyutları var. Ayrıca benim çalışmalarım da bağlam/kontekste bağlı. Üzerinde çalıştığım farklı yazarlar var, çünkü çalışmalarım çoğunlukla belli mekânlarla ilgili, çoğunlukla da kamusal çalışmalar bunlar. Burada, konuyla genel olarak profesyonel bir biçimde uğraşmayan bir topluluğa ulaşabilmede bir adım ileri gitme gayesi var. Kültürel nesneyi tarihi ve kültürel bağlamından kopararak yapıyorum bunu. Kamusal işlerim için bu böyle, müzeler vs. de dâhil. Galerilerse, benim deneyimlediğim ‘oynadığı’ şeylere daha yatkın. Buradaki ilginç şey ise, sergimi açtığım Kuad Galeri’nin aynı zamanda Joyce ‘un eserlerini basacak yayınevi Norgunk’la organik bağ içinde olması. Arızi ama çok hoş bir bağlantı.”(Söyleşi, Joseph Kosuth ve İlksen Mavituna, Açık Radyo/Açık Dergi, 20 Kasım 2012).

                  Bu yerleştirme, Kosuth’ un kitaptan seçtiği sözcüklerin galeri mekânına konumlandırılması, sözcüklerin Finnegans Wake’in sayfalarındaki yerleri ve birbirleriyle olan ilişkilerinde temellenmektedir (Beral Madra, Joseph Kosuth’ un Uyanma başlıklı sergisi hakkında kaleme aldığı metin: Uyanma, ‘Özerkliğin tüm görünümüyle bir göndermeler düzenlemesi’, 2012). Kosuth yerel dile olan saygısı dolayısıyla gri zemin üstüne beyaz neon sözcüklerle gerçekleştirdiği bu yerleştirmeyi İngilizce ve Türkçe olarak hazırlamıştır.

         Kosuth’ un sanatı 1960’ların ortasında, yeni dilsel ve ideolojik kuramlar Modernizmin temel ilkelerine saldırdığında ve Modern felsefe yapı-söküme uğradığında ilk etkisini yaratmıştır. Kosuth’ un işi sanatın doğasını ve anlamın sanat içindeki üretim sürecini ve rolünü keşfetmektir.

         Genel olarak benimsemek ilgili söylenebilecek şey ise, diğer çalışma şekillerinden farklı olarak bunun bir tarihi var. Bunu Marcel Duchamp’ın hazır yapımından alan sanatçı, Duchamp’ı Picasso ya da Matisse’ten ayrı olarak tanımlanmasına yol açanın post-modern öge olduğunu söyler. Duchamp örneğinde farklı olarak, önemli olan bir sanatsal aracı toplumsal ve kültürel ögeleri geride bırakarak, pratiğinden, bağlamından çıkarmak olduğunu savunur ve ekler:  “Bu bir sınıf mücadelesi olabilir, belli bir savaş olabilir. Bunlar realizmden okuduklarımızdı, kendini belirli bir zamanda konumlandırmak… Benim niyetim ise mal etmeyi, işlerimi daha geniş bir bağlama yerleştirmek yoluyla devreye sokmak. Bu sanat yapmanın yolunu basitçe, aracın Kant’çı manada sınırlarını koyarak bulmaktan farklı, yani resim heykel ya da modernist diğer pratiklerin formlarından, sınırlarından bağımsız olarak yapmak bunu, bundan özgürleşmek. Fikir, çok daha önemlidir sanatta.”

         Wittgenstein ve dil felsefesine olan ilgisi bir sanat eserinin ne olabileceğine dair fikrinin değişmesine neden olur. Son dönem Wittgenstein antropolojik olarak nitelenir. Bu ilgisinin üzerine Kosuth, felsefi antropoloji eğitimi alır. Dönüm noktası; arkitektonik anlayışa dayanan analitik dil modelini incelemek oldu. Sonraları arkitektonik modelin yerini spiral model almaktaydı. Spiralin ilerleyebilmesi için kendini tekrar görebilmesi gerekir. Totoloji fikri de ilginç bir modeldi. Ama totolojiden spirale ulaşmak bir anlamda iki boyuttan üç boyuta ulaşmak gibi oldu. Bu işlerini etkileyen çok temel bir değişimdi. “Bilimdeki model teorileri modeller ve temsiller arasında bir ayırım yapar ve ‘modeller testtir” der. Kosuth’a göre sanat çalışmasının test olması gerekir; “Onu dünyaya koyar ve test edersin ve bir sanat yapıtına dönüşüyor mu, insanlar onu kucaklıyor mu kucaklamıyor mu, toplumda belli bir söyleme denk geliyor mu, bakar, test edersin. Öyleyse bu bir sanat çalışmasıdır.” (Söyleşi, Joseph Kosuth ve İlksen Mavituna, Açık Radyo/Açık Dergi, 20 Kasım 2012).

         Kuad Galeri oluşturduğu bu çalışma, bugün küresel pazarların güdüleyici etkisi altına girdiği ileri sürülen sanatın işlevi, doğası ve statüsü üstüne yeniden düşünme ve sorgulama alanı açacaktır. Kuşkusuz Kosuth gibi bir sanatçının varlığı ve yapıtı izleyicisinin kavrayış ve algısına büyüleyici bir etki yapacaktır. En önemlisi de, günümüzde sanat üretirken disiplinler arası kavramsal, kuramsal ve entelektüel içerik, biçim ve estetik arayışı için bilgi ve algı süreçlerine büyük katkıda bulunacaktır (Beral Madra, Joseph Kosuth’ un Uyanma başlıklı sergisi hakkında kaleme aldığı metin: Uyanma, ‘Özerkliğin tüm görünümüyle bir göndermeler düzenlemesi’, 2012).

Top