Raci, Hayâlin Derinlikleri’nde

A’mâk-ı Hayâl,  Filibeli Ahmet Hilmi tarafından yazıldı Porsuk Kültür tarafından tekrar basıldı.  Günümüz Türkçesine uygun olarak yayına tekrar hazırlayan Emre Uğraş ile söyleştik. Fantastik, Türk mitolojisine ait öğelerin ön plana çıkarıldığı eserin bu baskısı için Uğraş; “ İğdiş edilmeden sadeleştirilmiş bir A’mâk-ı Hayâl baskısı” dedi.

  • Filibeli Ahmet Hilmi’nin 1910’da yazdığı Türk edebiyatının ilk felsefi ve gerçeküstü romanı kabul edilen A’mâk-ı Hayâl eseri daha önce birçok yayınevi tarafından basılmış bir eser. Porsuk Kültür Yayıncılıktan çıkanın farkı ne?
  • A’mâk-ı Hayâl, üzerinde çok fazla tartışmaların döndüğü bir eser, bazı araştırmacı yazarlar bazı isimleri bu kitabın hakkını vermediklerini düşünerek çok sert eleştirilerde bulunmuşlardır. Bunun başlıca sebebi de Ahmed Hilmi hayattayken yapılan ilk baskı ve vefatından sonraki ikinci baskı farklılıkları. Günümüzde birçok A’mâk-ı Hayâl baskısı zamanında ki o iki baskıdan sadece biri temel alınarak hazırlanan baskılar, biz her iki baskıyı karşılaştırarak ve genellikle anlam akışına dikkat etmek üzere çoğunlukla birinci baskıyı esas aldık. Bazı yayınevlerinin baskılarında metin içi anlamında büyük değişiklik teşkil edecek kelimelerin günümüz anlamlarında titiz olmadıklarını gördüm, en çok dikkat ettiğim noktalardan biri de bu oldu. Özetle, Porsuk Kültür Yayıncılık olarak iğdiş edilmeden sadeleştirilmiş bir A’mâk-ı Hayâl baskısı mevcut.  
  • Eserin hazırlık süreci nasıl geçti, nasıl çalıştın seni bu süreçte zorlayan bir şeyler oldu mu? Bize her şeyiyle süreci anlatır mısın?
  • Hazırlık sürecinde hatta her süreçte çok heyecanlıydım. Benim bu konuda ilk iş tecrübem olduğundan dolayı heyecanla beraber stresli bir süreçti. Bu konuda çevremden çok güzel tepkilerde aldım başta Genel Yayın Yönetmenimiz Ezgi Akyıldız’dan, yine yayınevimizin çok sevgili editörü Gökçe Güneyoğlu’ndan hep olumlu geri dönütler aldım. Beni en çok zorlayan şey ise dipnotlar oldu, bazı kelimeler anlam olarak çok genişti, bunu belirtmek için sözlük taramaları yordu diyebilirim bunun yanında yine bazı dipnotlarda kelimelerin tasavvufî anlamlarını vermek gerekiyordu o konuda da kaynak sıkıntıları yaşadım diyebilirim.

“Bu Gibi Eserlerin Değerlerinin Zamanla Anlaşılacağını Düşünüyorum”

  • Okuyucuya eserin içeriğiyle ilgili çok ipucu vermeden Raci’nin, hakikati bulmakta ona yol gösteren Aynalı Dede karakteri sayesinde çıktığı manevi seyahatler olay örgüsünü oluşturuyor. Karaktere ve olayların işlenişi mistik dünya tasarrufuyla ilgili neler söylersin?
  • Çok dolu bir tasavvuf metninden bahsediyoruz. Birçok şeyi ele alan ve bunları yine tasavvufî bir biçimde işleyen bir metin. Olaylar, karakterler, diyaloglar tamamen o dönemi yansıtıyor. Özellikle mitolojik figürlerin zenginliği ve o figürlerin tasavvufî harmanı çok büyük bir lezzet veriyor. Bu gibi eserlerin değerlerinin zamanla anlaşılacağını düşünüyorum.  
  • Birinci kitap ve ikinci kitap şeklinde iki bölümden oluşuyor. İkinci bölümde Raci’nin bir mürşide dönüştüğünü görüyoruz. Bu değişimle eser boyunca süren insanı saadete ulaştırma arzusunu yerine getirmiş midir?
  • Zannetmiyorum, Raci’nin o içini kemiren isteğin, geldiği noktadan daha fazlası olduğunu düşünüyorum.
  • Eser, “Bu kitabı, hakikat endişesi taşıyan vicdanlar, hayatın sonu ile ilgili bahisleri sevenler zevkle okuyabilirler” cümlesiyle başlıyor. Ahmed Hilmi ile dizelerde buluşup yayına hazırlarken kitabın okuyucusu için sen neler düşündün?
  • Her yönüyle bu kadar zengin olan bir metnin okuyucu ile tekrar buluşacağını düşünmek beni heyecanla beraber sevindiriyordu.
  • Kitap okuyucuyu bu dönemden alıp Osmanlı’ya götürüyor. Raci, ney üfleyip gazeller söyleyen Aynalı Dede ile karşılaşırken senin arka planında çalan bir ezgi var mıydı? Hadi buraya bırakalım okurken arka planda ne çalsın?
  • Belki biraz garip olacak ama Pentagram, Ölümlü’yü çok dinledim. O ikilik çok hoşuma gittiği gibi metin içinde iyi bir hazırlayıcı oluyordu.
Top