Mezar taşları bize ne anlatır?

Osmanlı Devleti’nden bize kalan en somut kültürel miraslardan biri mezar taşlarıdır. Yalnızca bir taş olarak görülen mezar taşları aslında ait olduğu dönemin kültürüne, tarihine, sanatına dair pek çok şey anlatır bizlere. Özellikle tarihi mezarlar üzerinde yer alan edebi sözler ve motiflerden yola çıkarak günümüz insanları geçmiş döneme ait birçok konu hakkında fikir sahibi olabilmektedir. Bu eski mezarların, biz insanoğluna ölümü hatırlatıcı bir görev üstlenmelerinin yanı sıra edebi dilin, estetiğin, sanatın birer temsili olduklarını gözler önüne serdiğini görürüz.  Mezar taşları ait olduğu kültürün değerlerine göre şekillenir ve bu taşlarda kullanılan her motifin birer anlamı vardır.

            İslamiyet öncesinde Türkler, ölülerini “kurgan” denilen anıt şeklindeki mezarlara gömüyorlardı. Bu mezarlar genellikle önemli şahsiyetlere ait olduğundan bu kişiler, ölümden sonraki yaşamında kullanacağı inancıyla yanında kılıç, silah gibi bazı özel eşyaları ve bazen de atları ile birlikte gömülmekteydiler. Bir yığın şeklinde olan bu mezarlara, kişiyi temsil etmesi inancıyla “taş baba” dedikleri insan tasvirinde heykeller dikmişlerdir. O döneme ait bir başka mezar türü ise “balbal” denilen anıtlardır. Kabaca yontulan bu anıtların bazıları yalnızca kafa bölgesini gösterirken, bazıları da tam bir insan şeklindedir. Araştırmalara göre Göktürkler tarafından 4. Ve 5. yüzyıllarda kullanılan bu heykellerin, mezardaki kişiyi değil, mezarda yatan kişinin öldürmüş olduğu düşmanları tasvir etmek için dikildiği düşünülmektedir. Zamanla bu mezarlar, kahramanlık göstergesi olarak dikilmeye başlanmıştır.

            Ölen kişinin baş tarafına dikilen taş “baş taşı” veya “baş şâhidesi”, ayak ucuna dikilen taşa ise “ayak taşı” veya “ayak şâhidesi” adı verilmektedir. Osmanlı’da mezarlar tahmin edileceği üzere kadın ve erkek mezarı olmak üzere ikiye ayrılır. Bu mezarlara dikilen taşlarda ise başlık, serlevha, kimlik tanımı, dua ve tarih olmak üzere beş ana bölüm vardır.

            Başlık: Osmanlı’da ölen erkeklerin mezar başlıkları sarık, kavuk veya fes şeklindedir. Paşa, defterdar gibi üst düzey devlet adamlarının mezarlarında tercih edilen sarık şeklindeki taşlar, özellikle 16. yüzyılda sıkça kullanılmıştır. Bu mezar taşının bir örneğini Sokullu Mehmet Paşa türbesi çevresinde bulunan birçok mezarda rastlanır. Ölen kişinin mesleğine dair bilgiler sunan birçok farklı sarık tasviri vardır. Fakat sarığın bırakılıp fesin kullanılmaya başlandığı dönemlerde fes şeklindeki başlıklardan ölenin mesleğine dair bir bilgi edinmek pek mümkün değildir. Yalnızca hangi dönemde yaşadığı anlaşılabilir. Kadın mezarları ise çiçek figürleriyle süslenmiştir. Özellikle genç yaşta ölen kadınların mezarlarının başlıkları duvak şeklinde tasvir edilmekteydi.       

Serlevha: Mezar taşlarında yer alan yazılı metinlerin başlangıç bölümüdür. Kitabe adı da verilmektedir. Allah’ın ebedîliği ve gücü, insanların ise fâniliği vurgulanır.  

            Kimlik tanımı: Bu bölümde mezarda yatan kişi hakkındaki bilgiler yer alır. Hangi aileye mensup olduğu, unvanı, cinsiyeti, ölüm nedeni gibi ifadeler bulunur. Son derece edebi bir dil kullanılarak yazılan bu cümleler, o dönemin insanlarının sanata ve estetiğe verdiği önemi gözler önüne serer.

            Dua: Mezar taşındaki dua bölümü gelen ziyaretçilere, mezarda yatan kişinin duaya ihtiyacı olduğunu ve ona dua etmesi gerektiğini hatırlatır. Daha sonra bu bölüm el-Fatiha ifadesi ile son bulur.

            Tarih: Mezar taşı kitabelerinde son olarak ölen kişinin ölüm tarihine yer verilir. Bu tarihler gün, ay, yıl şeklinde verilebileceği gibi yalnızca yıl olarak da verilebilir.

            Kadın ve erkek mezarları başlık kısmına bakıldığında çok rahat ayırt edilebilmektedir. Kadın mezarlarının en belirgin özelliği çiçek işlemeleriyle süslü olmasıdır. Çiçeğin zarifliği, naifliği kadına atfedildiğinden kadın mezarlarının başlığında sıkça bu tip motiflere rastlanılır. Bunun yanı sıra kadınların kullandığı eşyalardan olan taç, kolye, küpe, gerdanlık, tarak gibi motiflerde dişiliğin bir sembolü olarak mezar taşlarına işlenmiştir.

            Mezar taşlarında birçok motif ve geometrik şekiller bulunur. Bunlardan bazıları gül, lale, servi, asma, hurma, gibi bitki motifleri ve ejder, kandil, şamdan, kılıç gibi sembollerdir. Servi ağacı; ölüm ve fâniliğin sembolüdür. Ruhun yükselişini temsil eder. Yaz kış fark etmeksizin yeşil kalmasıyla dik duruşu simgeler. “Servi içinde servi”, doğumda ölen kadını ve doğan kız çocuğunu temsil etmektedir. Haşhaş bitkisi ve çam kozalakları ebedi uykuyu ve cennetin, meyve ise ölümsüz olmanın sembolüdür. Ölen kişinin mezar taşında “hurma” motifi varsa bu, orada yatan kişinin hacı olduğu anlamına gelmektedir. Aynı şekilde mezar taşında kılıç, bıçak gibi sembollerin olması kabir sahibinin asker olduğunu gösterir. Genç yaşta ölen kadınlar için kullanılan ayak kısmına koyulacak taşlara “kırık gonca gül” motifi işlenmektedir.

            İslam dinine göre ölen kişinin mezarının böyle motif ve sözlerle süslenmesi anlayışı olmadığından bu durum pek hoş karşılanmaz. Türklerde İslamiyet öncesinde de mezar taşlarını süsleme anlayışı hakimdir. Fakat daha sonra İslamiyet’in iyice yerleşmesiyle mezar taşında motifler ve edebi sözler kullanma sanatı önemini yitirir ve geriye günümüzdeki klasik mezar taşları kalır. 

Kaynak 1

Kaynak 2

Kaynak 3

GÖRSEL

Top