KURT VONNEGUT

Kurt Vonnegut, 11 Kasım 1922 yılında Indianapolis’te doğdu. Babası Alman kökenli başarılı bir mimardı.  Vonnegut ise babasının aksine ileriki yaşlarında Cornell Üniversitesi’nde biyokimya alanında öğrenim görmeyi tercih etti.

Vonnegut gönüllü olarak 2. Dünya Savaşı’na katıldı. Uzun bir eğitim sürecinden sonra Nazilere müttefik ülkelere savaşa gönderildi. Ancak 1944’de ise izinli olarak geri döndü. Bunun sebebi ailesi ile birlikte anneler gününü kutlamaktı ama annesinin bir kutu ilaç içip intihar ettiğini bilmiyordu.

Kurt Vonnegut cepheye döndükten sonra Nazi’lere teslim olmak zorunda kaldı. Bu süreçte rütbesiz asker sıfatıyla çalıştırılmak için Dresden’e gönderildi. Savaşın bitmesine günler kala Amerika’nın ağır bombardımanı ile Dresden yerle bir oldu ve bunun sonucunda yüz otuş beş bine yakın kişi ölmüştür. Vonnegut bombardıman süresince bir mezbahada mahsur kaldı. Yaşadığı korkunç travmanın etkisi altında ülkesine geri döndüğünde bir gazetede muhabir olarak çalışmaya başladı.  Yaşamış olduğu o korkunç katliam çevresindeki kimse tarafından önemsenmedi. Bu nedenle Vonnegut işinden istifa etti. Daha sonra ise araba satıcılığı dâhil farklı birçok işi denedi ve son olarak yazarlıkta karar kıldı. İlk eşi ile anlaşmayınca, hayatını Jill Krementz adında bir profesyonel fotoğrafçı ile birleştirdi.

Kurt Vonnegut, birkaç kısa öyküden sonra 1952 yılında, “Otomatik Piyano” adlı eserini yazdı. Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya romanının tarzında yazılmış bu eser, genel hatlarıyla iş gücünün yerini giderek robotların aldığı dünyayı anlatan bir bilim kurgu eseriydi. İkinci romanı da bilim kurgu tarzındadır. 1959’da yayınlanan Titan’ın Sirenleri dünyayı işgal eden Marslıları anlatırken aslında insanoğlunun varoluş amacını sorgulamaktadır.

Vonnegut, ün bağlamında ilk büyük adımını 1963 yılında yayınlanan Kedi Beşiği adlı eseriyle gerçekleştirdi. Yazar bu sefer de bilim, teknoloji ve dinlerin insan hayatı üzerindeki etkilerini incelerken silahlanmanın anlamsızlığını da acı bir şekilde eleştirir. Aslında en ilginç ve ironik tarafı, öğrenciyken hazırladığı tezi yetersiz bulup geri çeviren Chicago Üniversitesi’nin bu kitap yayınlandıktan sonra Kurt Vonnegut’u davet edip antropoloji dalında yüksek lisans derecesi vermesidir.

Sonrasında Vonnegut’un 1969 yılında Mezbaha 5 adlı eseri yayınlandı. Onun bu eseri otobiyografik özellikler taşımaktadır. Almanlara esir düşen ve Dresden bombardımanında bir mezbahada mahsur kalan Kurt Vonnegut, o süreçte yaşadıklarına bu kitapta eleştirel bir dille yer vermiştir.  Yazarın diğer bazı kitapları ise: Gece Ana, Allah Senden Razı Olsun Mr. Rosewater, Maymun Evine Hoş Geldiniz, Şampiyonların Kahvaltısı, Kodes Kuşu, Galapagos, Mavi Sakal vb. Bazı kitaplarının sayfalarında rastlanan güçlü karakalem çalışmaları da bu çok yönlü yazarın grafik sanatçısı kimliğini yansıtır.

Vonnegut, tüm hayatını tutkulu bir sigara tiryakisi olarak geçirdi. “Aslında sürekli Pall Mall içerek oldukça asil bir biçimde intihar ediyorum.” şeklinde bir ifade kullandı. Hatta sigara paketinin üzerindeki ‘Öldürür.’ uyarısına rağmen hâlâ ölmemiş olması sebebiyle sigara şirketine dava açacağı esprisi gündeme geldi. Ancak Kurt Vonnegut 2007 yılının Nisan ayında, seksen beş yaşındayken, Manhattan’daki evinin merdivenlerinden yuvarlanarak hayata veda etti.

Savaştan sonra hayatını hümanizme adadı. Eserleri ile dar kafalı, bağnaz kişilerin yetersizliğini, silahlanmanın ve savaşın anlamsızlığını anlatmaya çalıştı. Ayrıca bilim kurgu tarzını uzaydan dünyada neler olduğunu gözetlemek için kullandığını söylerdi.

 Kurt Vonnegut ölmeden önce hala Amerikan Hümanistler Birliği’nin onur başkanıydı. Dahası Mezar taşına “Her şey güzeldi ve hiçbir şey canımı yakmadı.” yazdıracak kadar alaycı ve sıradanlıktan çok uzak bir insandı.

Görsel

Top