İstanbul’un Sarayları

“Saray” kelimesi Farsça bir kelime olup “ev, mesken, konak” anlamlarına gelmektedir. Türkçede “saray” kelimesi “padişahların, hükümdarların ikametgâh ettiği büyük köşk, büyük konak” anlamlarına gelmektedir.

Kızılcıklı Mahmut Pehlivan – 2

Ecel kapıya dayanıncaya kadar güreşme vurgusu Türk güreşine ilgi duyanlar için yeni bir bilgi değil. Bırakın yeni olmayı efsanevî hikâye bile böyle bir neticeyle başlamıştır aslında. Efsaneye göre Rumeli’yi Türk vatanı haline getirmek için küffar diyarına amansız akınlar düzenleyen Türk akıncılarının yolu bugün Yunanistan sınırları içerisinde kalan Simovina çayırına düşer. Çimenlere yayılır yiğitler. Biraz istirahat ederler, azıklarından nasiplenirler. Yeşil çimen çağırır yiğitleri. Çayır- çimen demek Türk için biraz da güreş demektir aslında.

Kızılcıklı Mahmut Pehlivan – 1

Meşhur güreş yazarı Celal Davut Arıbal’a Eskişehir’den yazan yüksek mühendis Talat Kocabay’ın 1949 tarihli mektubu bu şekilde bitiyor. Eskişehir’de hınca hınç dolu tribünler denince akla futbol geliyor şüphesiz ama bu güzel şehirde güreşin de o şekilde seyredildiğini öğrenmek insana bir hayli ilginç geliyor.

Şarabdar

Kültürümüzde içeceklerin çok önemli bir yeri vardır. Kış gecelerinde sıcak içecekler insanlara hem ısınma hem lezzet hem de şifa kaynağıdır. Yazların uzun günleri ve sıcak akşamlarında ise tam tersi soğuk içecekler hem ferahlama, susuzluğunu dindirme hem de lezzet ve şifa kaynaklarıdır. Çay ve kahve gündelik hayatımıza kökten girip derin izler bırakmasına rağmen sosyal hayatımızdaki tarihleri çok eskilere gitmemektedir

Top