Elmalı; “Yazma Eylemi Yalnızlığı Seven Bir Eylem”

Şairlik benim nazarıma şairin kelimelerle dansıyken şairimiz Elmalı’ya göre; duyguların ve kelimelerin damıtılmış bir hali. İççekişler Coğrafyası’ndan sonra şimdi Ruhçekimi’ndeki dizeleriyle okuyucunun ruhuna dokunuyor. Yankımın Yaraları şiiri; “kime hangi sözle seslendiysem o sözün yankısıyla yaralandım” diye başlıyor. Orhan Haşim Elmalı ile Ruhçekimi temalı bir sohbet gerçekleştirdik.

Uzar; “Kimi Öykü Başlarken, Kimi Biterken İsim Alır”

Sesin Sahibi; insana, duygulara odaklanarak kurduğu olay örgüsüyle 14 farklı öyküden oluşuyor. Yazar, kendine özgü anlatımıyla, öykülerin okuyucunun gözünde canlanmasını sağlıyor. Uzar, insana dair her ne varsa onlardan uzak kalamadığını belirtiyor ve ekliyor; “Kahramanlarımın dertleri var, küçük ve değersiz gibi görünen ama… Bizler aslında bu insanlara her gün; durakta, dolmuşta, metroda, vapurda, kafede kısaca her yerde denk geliyoruz.” Çolpan Kitap’tan okuyucuyla buluşan Sesin Sahibi’nde kahramanların iç sesini duyarak onları anlamaya çalışacaksınız. Sohbetimizde Sesin Sahibi’nin varoluş sürecini konuştuk.

Minyatürleri Konuşturan Adam Emre Taş: “Her şey kütüphanelerde gönül eğlerken başladı!”

Emre Taş’ı çoğunlukla sosyal medyada minyatürleri mizahi bağlamda konuşturmasından tanıyoruz. O minyatürleri konuşturdu, ben de sizleri için onu konuşturmak istedim ve sorularımı yönelttim. Emre, tahmin edeceğiniz üzere bir tarihçi. Yayınevleri için tarih editörlüğü ve musahhihlik yaptı, şimdi medya sektöründe çalışıyor. Kütüphanelerde bolca vakit geçirirken, minyatürlerin doğasında keşfettiklerini özgün bir biçimde aktarmayı seçti. Hatta #tarih dergisine de yazıyor. Kendisini “gezgin dervişlerin boşvermişliğine, dilenci esnafının miskinliğine, şair takımının çokbilmişliğine yakın” buluyor. Bir yandan bir araştırma ve bir roman olmak üzere kitap çalışmalarını devam ettiriyor. İnsanların minyatürleri konuşturmasından keyif alması onu da sevindiriyor. Emre Taş ile minyatürleri ve hayatı konuştuk:

“Masalları yeni eserlere aktarabilmek çok önemli”

Seçkin Sarpkaya, her şeyden önce bir masalcı, ama aynı zamanda bir akademisyen ve bir yandan da bir metal grubunun solisti ve tüm bunlara ek olarak bisikletçi… Sayarken yoruldum, ama o yaparken yorulmuyor gibi. Yıllar önce yine bir röportajla başlayan dostluğumuzun samimiyeti röportajı epey etkilemiş olabilir, yüksek oranda ciddiyet bekleyen varsa diye şimdiden uyarayım. Tebriz’den Masallar kitabı ikinci baskının şafağında, Türklerin Şeytani Masalları ise üçüncü baskıyı tüketmiş bile. Bu kitaplar için çok çalıştı, çok gezdi, çok derledi ve epey terledi. Popüler kültürümüzün hala Marvel ayarında kahramanlar yaratamamış olmasını oturup düşünmemiz gerektiği kanaatinde. Seçkin beyciğim ile çok tatlı ve bir o kadar komik ve eğlenceli bir röportaj yaptık, şöyle buyrun efenim:

Fakabasmaz Zihni Döndü!

Türk edebiyatının ilk polisiye eserlerinden biri olan, Fakabasmaz Zihni serisinin ilki 1922 yılında basılmıştı. Hüseyin Nadir’in edebiyat dünyasına kazandırdığı polisiye serisini Bünyamin Tan Porsuk Kültür Yayıncılık çatısı altında günümüz Türkçesine uyarlayarak okuyucuyla buluşturuyor. Serinin ilk kitabının çıkmasına sayılı günler kala Osmanlı’nın son dönemlerini içinde barındıran Fakabasmaz Zihni hakkında, biraz da kendisi hakkında sohbet ettik. Doğunun Arsen Lüpen’i diye anılan Zihni’yi Tan, Lüpen’den çok Fantoma benzetiyor. Zihni’nin hırsızlık savunusu, soyduğu ve öldürttüğü adamların namussuz olmasıdır. Bakalım siz Zihni’yi tanıyınca sevecek misiniz?

“Çok satanlarla bir sıkıntım yok, çok satması gerekenlerin yeterli ilgiyi görmediğini düşünüyorum”

İzmir’de yaşamanın güzel taraflarından biri, Alsancak tarafına çıkınca ‘Çok Satması Gereken’kitapların mekanı Yerdeniz Kitapçısı’na uğramaktı. Nuray Önoğlu ve eşi Ergun Tavlan’ın güleryüzüyle karşılanacağınız bu dükkânın bir okur için en doğru adreslerden olduğunu anlamanız uzun sürmez. Çini işlemeli masasında çayınızı yudumlarken Yerdeniz’in müdavimlerinden Osman Konuk gibi bir şairle, Ahmet Büke gibi bir öykücü ile karşılaşma imkanı bulabilmek de cabası. Adını Ursula K. Le Guin’in Yerdeniz Serisi’nden alan bu mekanın sahibi Nuray Önoğlu aynı zamanda otuzu aşkın kitabı dilimize kazandıran bir çevirmen. Pandemi sürecinde tüm dünyadan masal çevirilerinin derlendiği bir blog ve bir kitabın oluşmasına önayak olmuş bir masalcı aynı zamanda. Pandemi şartlarında bir süre uzak kalsalar da evini yakınına taşıyarak Yerdeniz Kitapçısını yeniden faaliyete geçiren Nuray Önoğlu’na yönelttik sorularımızı:

Topuz: “Yazmak Kişinin Kendisi İçin Gerçekleştirdiği Bir Eylem”

Porsuk Kültür okuyucularının Kırklar kulübü sayfasıyla yakından tanıdığı Engin Topuz, Edebiyatın Haziran Mezarlığı, Şimdi Uzaklardasın, Potkal kitaplarının yazarı. Porsuk Kültür Yayıncılık, son romanı Flanör’ü eylül ayı içerisinde okuyucuyla buluşturuyor. Topuz, yazarlıkla ilgili gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde, iyi yazmanın iyi okumaktan geçtiğini belirterek bir yazarın en iyi öğretmeninin yazdıkları olduğunu söyledi. Flanör ’de, okuyucuyu insana dair birçok duygu bekliyor.

“Yarının hayali, gerçekleşmek üzere zamanını bekliyor olabilir”

Gülşah Elikbank, son yıllarda ülkemizde Fantastik Edebiyat denince akla gelen isimlerden. Gazetecilik mezunu, fakat birçok sektörde deneyimli; ayaklarının üzerinde duran güçlü bir kadın. Yöneticilik kariyerinin bir yerinde yazar olmaya karar verip bugün okurlarının çok iyi bildiği kitaplarını yazmaya koyuldu. Anneannesinden dinlediği masallardan güç aldı ve dünya edebiyatının seçkin örnekleriyle geliştirdiği okurluğu, yazarlığının özgün sesini besledi. Yeri geldi romanları için sınırları aştı, başka diyarlar dolaştı. Hep aşkı yazdığı söylense de o aslında aşksızlığı yazdığını belirtiyor. Dracula’yı merkezine alan romanı Yalancılar ve Sevgililer’in sinemaya uyarlanacağı müjdesini de veriyor. Gülşah Elikbank’la hayatı, metinlerini, masalları ve edebiyatı konuştuk:

“Bizimkisi Kalbini Çocuk Tutmayı Başaranların Hikâyesi”

Çocuk Kalpler Kumpanyası koro şefi Saide Feray Kesim ruhunda sanat varsa başka türlü yaşamanın mümkün olmayacağını söylüyor. O içindeki ezgileri, çocuk kalpli bir ekiple yaşayan birisi. Onun olmaz denileni yapma isteği gençleri ve çocukları ‘Çocuk Kalpler Korusu’ çatısı altında toplamış. Söyleşimizde çocuk kalplerin hikâyesini konuştuk.

Top