AŞK FİLMLERİNİN UNUTULMAZ YÖNETMENİ (1990)

Sinema, sanata dahil olan en son alanlardan birisidir. Hatta bir süre sanat bile sayılmamıştır ne yazık ki. Fakat zamanında sanat bile sayılmayan bu alan uğruna neler yapılmadı ki hayatta? Edebiyatta ve resimde olduğu gibi sinemada da herkesin bir derdi var, herkes bir şey anlatmak istiyor. Fakat bunu gerçekleştirmek ne yazık ki çok daha zor. İşte bu şahane filmde de bunu yapmanın zorluklarına biraz mizahi biraz da dramatik bir dille tanıklık ediyoruz.

Yeşilçam’ın Kökleri: Münir Özkul

Türk sinema tarihinde birçok unutulmaz filmler ve karakterler vardır. Bunların birçoğu ortaya çıktıkları dönemde seyircilerle birlikte yaşamış ve onların kalbinde büyük bir yer edinmiştir. Çünkü o karakterleri oluşturan temeller, toplumun sorunları ve insanların “gerçek” yaşantısı üzerine kuruluydu yani günümüzdeki birçok yapıt gibi lüks ve abartı içinde yaşayan “hayali” konulardan ibaret değildi. Bu tür karakterler yaratan unutulmaz isimlerden biri de aslen tiyatrocu olan ama sinemaya girişi de bir devrim etkisi yaratan Münir Özkul’dur.

The Irishman: Üç Büyüklerle Suç Dünyasına Dönüş

Günümüzde en iyi yönetmenlerden biri olarak görülen Martin Scorsese yeni bir suç filmi ile karşımızda. Bu filmiyle Mean Streets, Good Fellas, Casino gibi başarılı suç dünyası temalı filmlerine dönüş yapan Scorsese kendi tarzında bir hikâye anlatımında bulunuyor. Üç buçuk saat gibi uzun bir süreye sahip olan film Netflix platformu çatısı altında çekiliyor ve yayınlanıyor.

Ah Zavallı Zengin Çocuk Richie

Henüz para nedir, aslında nasıl harcanır ve en önemlisi nasıl kazanılır bilmezken karşımıza çıktı o çocuk. 90’ların başlarıydı, televizyon yalnızca hafta sonu belli saatlerde izlenebilirdi. Zaten öyle her program da izlenemezdi. Sabah 7 bilemediniz 8’de küçücük bir grup ayak fıtı fıtı koşardı televizyonun olduğu odaya. Pijamalar üstümüzde, yüz göz çapak dolu. Saçlar Medusa mübarek 🙂 Mümkün olduğunca sessiz olmak gerekliydi. Ebeveynler uyanmasındı, uyanırlarsa içtima başlardı çünkü.

Top