Bozcaada Müzesi’nde 90’ları Yaşamak

Çocukluğunuz doksanlı yıllarda geçtiyse aklınıza ilk gelen şeylerden biri ağzı kâğıt üstü lastikle kaplı leblebi tozu kaplarıdır. Tüm tozu ağzınıza alıp arkadaşlarınızın yüzüne “Yusufçuk” kelimesini telaffuz ederek yüzünü gözünü toza boyardınız. Ya da annenizin bakkaldan alıp geldiği Omo el deterjanı paketini içindeki misketi alabilmek için sabırsızlıkla açmasını beklerdiniz. Eti’nin, Ülker’in çeşit çeşit bisküvileri, çikolataları, şekerlemeleri ile midenizi doldurup akşam yemeğinde zorla ev yemeği yemek zorunda kalıp patlama derecesine gelirdiniz.

Kızılcıklı Mahmut Pehlivan – 1

Meşhur güreş yazarı Celal Davut Arıbal’a Eskişehir’den yazan yüksek mühendis Talat Kocabay’ın 1949 tarihli mektubu bu şekilde bitiyor. Eskişehir’de hınca hınç dolu tribünler denince akla futbol geliyor şüphesiz ama bu güzel şehirde güreşin de o şekilde seyredildiğini öğrenmek insana bir hayli ilginç geliyor.

Ah Zavallı Zengin Çocuk Richie

Henüz para nedir, aslında nasıl harcanır ve en önemlisi nasıl kazanılır bilmezken karşımıza çıktı o çocuk. 90’ların başlarıydı, televizyon yalnızca hafta sonu belli saatlerde izlenebilirdi. Zaten öyle her program da izlenemezdi. Sabah 7 bilemediniz 8’de küçücük bir grup ayak fıtı fıtı koşardı televizyonun olduğu odaya. Pijamalar üstümüzde, yüz göz çapak dolu. Saçlar Medusa mübarek 🙂 Mümkün olduğunca sessiz olmak gerekliydi. Ebeveynler uyanmasındı, uyanırlarsa içtima başlardı çünkü.

Buhran Zamanında Sanat

Tarih boyunca bazı dönemlerde bölgesel bazı dönemlerde küresel buhranlar gerçekleşmiştir. Buhrana savaşlar, ekonomik krizler, geri kalmışlık gibi bir sürü faktör yol açar. Buhran zamanlarında normal zamanlarda yapılan sanat, sanat olma amacı gütmez ve topluma bir şeyler anlatmaya çalışır, eğlenceli olmaktan ziyade karamsar ve sorgulayıcı olur.

Top