YUNUS EMRE ŞİİR YARIŞMASI İLE ANILACAK

2021 yılının Türk dili ve kültürünün en önemli şahsiyetlerinden Yunus Emre’nin vefatının 700. yıl dönümü olması sebebiyle UNESCO tarafından anma ve kutlama yıl dönümleri arasına seçilmesiyle, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Yunus Emre’nin anısına Porsuk Kültür Dergisi ile birlikte ‘Yunus Emre Edebiyat Armağanı Şiir Yarışması’ düzenliyor.

Ergin Çiftçi: “İnsan olmak içine kapatıldığımız bir zırh.”

Ergin Çiftçi’nin; “Önce bir nokta bulmalıyım. Geçmişin sonuna bir nokta yarının başlangıcına” diye başladığı Siyah Kere Mavi kitabı, insanın bir nokta arayışı çabasının şiirleri. Şiir’in daima yaşamdan beslendiğini düşünen Çiftçi, Siyah Kere Mavi’nin yazımının neredeyse bir ömür sürdüğünü söylüyor. Aynı zamanda çocuk hastalıkları konusunda uzman bir profesör olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Çiftçi’nin satranç ve sinema üzerine çalışmaları da var. Bir şiir bir öykü tadında gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde Saklı’nın on beş farklı öykü gibi görünmesine ama birbirini takip ederek tamamlanmasını da değindik. Çolpan Kitap’tan okuyucu ile buluşan Saklı, katil kim sorusuyla saklı kalanların izini sürdürüyor.

  • Kitap daha çıkmadan adıyla, kapağıyla benim okuma listeme eklendi. Siyah Kere Mavi, Leyla diye bitiyor kitaba adını veren şiiriniz. Neden bu şiir kitaba adını verdi?
  • Aslında kitaplara ad vermek konusunda deneyimli biri değilim. İlk öykü kitabım, Korsanlar Seyir Defteri Tutmaz adını basıldıktan sonra aldı! Bunu bir abartı olarak görmeyin, kitap basıldıktan sonra adı ve dolayısıyla kapağı değişti. Aslında uzun bir zamana yayılarak yazılmış bir kitap oluşturana kadar oldukça uzun zaman geçmiş ve bu süreçte bir bütün haline gelmiş öykülerimi ortak bir ad ve buna uygun bir kapak ile düşünememiş olduğumu o zaman anladım. Buradan kitap adı ve kapağı konusunda titiz bir yazar olduğumu da keşfetmiş oldum. İkinci öykü kitabım Saklı, yazımı bittiğinde adını da bulmuştu. Siyah Kere Mavi ise yazıldığı andan itibaren yer alacağı kitaba adını vereceğini ilan etti. Ben onu saf şiir olarak görüyorum. Doğada yürürken bir altın külçesine rastlamak gibi, bir anda bulunmuştur, üstünde çalışılmamıştır, katıksızdır, laboratuvarda üretilmemiş, hiçbir kimyasal madde ile kirlenmemiştir. Bunları söylerken elbette diğer şiirlerime haksızlık etmek istemem. Belki kitabın en iyi şiiri de değildir ama onun gelişini neredeyse bir vahiy gibi algılayışım kitabın adı konusunda hiçbir tereddüt yaşatmadı bana.

Kızılcıklı Mahmut Pehlivan – 1

Meşhur güreş yazarı Celal Davut Arıbal’a Eskişehir’den yazan yüksek mühendis Talat Kocabay’ın 1949 tarihli mektubu bu şekilde bitiyor. Eskişehir’de hınca hınç dolu tribünler denince akla futbol geliyor şüphesiz ama bu güzel şehirde güreşin de o şekilde seyredildiğini öğrenmek insana bir hayli ilginç geliyor.

Top