Raci, Hayâlin Derinlikleri’nde

A’mâk-ı Hayâl, Filibeli Ahmet Hilmi tarafından yazıldı Porsuk Kültür tarafından tekrar basıldı. Günümüz Türkçesine uygun olarak yayına tekrar hazırlayan Emre Uğraş ile söyleştik. Fantastik, Türk mitolojisine ait öğelerin ön plana çıkarıldığı eserin bu baskısı için Uğraş; “ İğdiş edilmeden sadeleştirilmiş bir A’mâk-ı Hayâl baskısı” dedi.

Porsuk Kültür Yayıncılık Editörü Gökçe Güneyoğlu ile İlk Kitabı “Rölanti Supi” Üzerine Konuştuk

Porsuk Kültür çatısı altında yazar sohbetlerinde gerçekleştirdiğimiz serimizin bu seferki konuğu, yayınevinin ilk göz ağrısı olan Rölanti Supi. Yazarımız Gökçe Güneyoğlu ile ilk kitabı olan Rölanti’yi konuştuk. İlk kitabı diyorum çünkü yeni çalışmaları yolda. Porsuk Kültür takipçilerinin derginin editörü olarak yakından tanıdığı Gökçe, aynı zamanda her ay Ayarsız ’daki yazılarıyla okuyucuyla buluşuyor.

Ergin Çiftçi: “İnsan olmak içine kapatıldığımız bir zırh.”

Ergin Çiftçi’nin; “Önce bir nokta bulmalıyım. Geçmişin sonuna bir nokta yarının başlangıcına” diye başladığı Siyah Kere Mavi kitabı, insanın bir nokta arayışı çabasının şiirleri. Şiir’in daima yaşamdan beslendiğini düşünen Çiftçi, Siyah Kere Mavi’nin yazımının neredeyse bir ömür sürdüğünü söylüyor. Aynı zamanda çocuk hastalıkları konusunda uzman bir profesör olarak Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan Çiftçi’nin satranç ve sinema üzerine çalışmaları da var. Bir şiir bir öykü tadında gerçekleştirdiğimiz sohbetimizde Saklı’nın on beş farklı öykü gibi görünmesine ama birbirini takip ederek tamamlanmasını da değindik. Çolpan Kitap’tan okuyucu ile buluşan Saklı, katil kim sorusuyla saklı kalanların izini sürdürüyor.

  • Kitap daha çıkmadan adıyla, kapağıyla benim okuma listeme eklendi. Siyah Kere Mavi, Leyla diye bitiyor kitaba adını veren şiiriniz. Neden bu şiir kitaba adını verdi?
  • Aslında kitaplara ad vermek konusunda deneyimli biri değilim. İlk öykü kitabım, Korsanlar Seyir Defteri Tutmaz adını basıldıktan sonra aldı! Bunu bir abartı olarak görmeyin, kitap basıldıktan sonra adı ve dolayısıyla kapağı değişti. Aslında uzun bir zamana yayılarak yazılmış bir kitap oluşturana kadar oldukça uzun zaman geçmiş ve bu süreçte bir bütün haline gelmiş öykülerimi ortak bir ad ve buna uygun bir kapak ile düşünememiş olduğumu o zaman anladım. Buradan kitap adı ve kapağı konusunda titiz bir yazar olduğumu da keşfetmiş oldum. İkinci öykü kitabım Saklı, yazımı bittiğinde adını da bulmuştu. Siyah Kere Mavi ise yazıldığı andan itibaren yer alacağı kitaba adını vereceğini ilan etti. Ben onu saf şiir olarak görüyorum. Doğada yürürken bir altın külçesine rastlamak gibi, bir anda bulunmuştur, üstünde çalışılmamıştır, katıksızdır, laboratuvarda üretilmemiş, hiçbir kimyasal madde ile kirlenmemiştir. Bunları söylerken elbette diğer şiirlerime haksızlık etmek istemem. Belki kitabın en iyi şiiri de değildir ama onun gelişini neredeyse bir vahiy gibi algılayışım kitabın adı konusunda hiçbir tereddüt yaşatmadı bana.

Top