SCHRÖDİNGER’DEN MASALLAR

Oysa bilmek hatırlamak değil miydi? Siz de Schrödinger’in, üzerine pek çok yorum yapılmış, farklı pek çok kuramı açıklamış düşünce deneyini küçüklüğünüzden beri işitiyor veya fısıldıyor olabilirsiniz. Üstelik bu çağrı tahminimizden çok eski ama zamanın süperpozisyon hâlinde hepimiz için yepyeni bir cümle. Bilemiyor musunuz? O zaman hatırlatayım;

Bir varmış, bir yokmuş!

AŞK FİLMLERİNİN UNUTULMAZ YÖNETMENİ (1990)

Sinema, sanata dahil olan en son alanlardan birisidir. Hatta bir süre sanat bile sayılmamıştır ne yazık ki. Fakat zamanında sanat bile sayılmayan bu alan uğruna neler yapılmadı ki hayatta? Edebiyatta ve resimde olduğu gibi sinemada da herkesin bir derdi var, herkes bir şey anlatmak istiyor. Fakat bunu gerçekleştirmek ne yazık ki çok daha zor. İşte bu şahane filmde de bunu yapmanın zorluklarına biraz mizahi biraz da dramatik bir dille tanıklık ediyoruz.

Türk Mitolojisinde Kar ve Hamid Zübeyir’in Erciyes’in Karları Makalesindeki Yansımaları

Türk mitolojisinde kar, birçok unsurla ilişkili olarak kullanılmaktadır. Bunlardan en önemlisi “kargıma” olup kelime anlamı bedduadır. Bir diğeri Karaş Han olup karanlık tanrısıdır. Kötü bir ruh olan ve musallat olduğu insanı şizofreni hastası yapan Karamat isimli kötücül ruhun isminin kökeni de kardan gelmektedir. Duman tanrısı olan “Karluk Han”ın adı, temizlik tanrısı olan Karşıt Han’ın adı, ölümcül, yok edici karanlık anlamına gelen “karuk” sözcüğü de yine kardan türemiştir.

ORHUN ÂBİDELERİ

Türk tarihinde en az, kurulan devletler, yapılan savaşlar kadar önem teşkil eden bir şeyden bahsedeceksek bu şüphesiz Orhun Âbideleri olurdu. Birçok niteliği muhtevasında barındıran bu yazıtlar, başta tarihimizin aydınlatılması hususunda olmak üzere pek çok mesele hakkında bizlere fikir vermektedir. Göktürk Devleti döneminde dikilen bu âbideler, “Türk” adının ilk kez kullanıldığı Türkçe metin olarak karşımıza çıkmaktadır.

Cenab Şahabeddin’in Kış Nağmeleri

Sembolizm akımının nesirde öncüsü olarak kabul edebileceğimiz Cenab Şehabeddin, şiirlerinde aynı zamanda tablo-musiki olarak adlandırılabilecek bir akımı da başlatmış oldu. Fransa’da ortaya çıkan Parnasse şairlerinden “tablo gibi şiir” yazım tarzını öğrenip Sembolistlerden de “musikiyi taklit eden şiir” yazım tarzını edinerek şiirlerinde hem göze hem de kulağa hitap edebildiği eserler ortaya çıkardı.

Dilde Anne Sütü Sadeliği: Yahya Kemal Beyatlı

Dil, insanların duygu ve düşüncelerini aktarmak üzere kullandıkları bir iletişim aracıdır. Dilin birçok çeşidi bulunmakla birlikte en sık kullanılan yöntemlerden biri de yazı dilidir. Yazı dili, konuşma dilinin bir metne dökülmesi ile oluşur. İletişimin uzak diyarlarda okunmasına, gelecekte de okunarak geçmiş üzerine bilgiler edinmemize ve o dönemin vaziyeti hakkında çıkarımlar yapmamıza olanak sağlar.

Top