Kalmuk Türkleri Tarihçesi

Kalmuklar veya Kalmıklar, 17. yüzyılda Cungarya’dan Hazar Denizi’nin batısına göç etmiş olan bir halk olarak bilinmektedir. Bugün çoğunlukla Rusya’nın Kalmukya Cumhuriyeti’nde yaşamakta olup haklarında Türkiye’de yapılmış araştırmalar son derece azdır. Bu yazıda Kalmuk Türklerinnin tarihi hakkında bilgi vermek ve bu Türk halkını tanıtmak amaç edinilmiştir.

            Kendilerini Oyrad veya Cungar olarak isimlendirmektedirler. Oyradlı araştırmacı Namsrai, Oyrad birliğinin XIII. yüzyılın sonlarında Yavgan Mergen tarafından kurulduğunu belirtmektedir. Namsrai’a göre Yavgan Mergen-Oyrad Hutuga Beki’nin oğullarından Törölcid veya İnalç’ın oğlu veya torunu idi.  Uspenski, Ma Manli, Hu Sizhen gibi araştırmacılar, XIV.-XVII. yüzyıl arasındaki dönemde Oyrad birliğinin kurulduğunu ifade etmişlerdir. Badai, Altan-Örgil Erdene adlı araştırmacılar ise Dörvön Oyrad birliğinin 1437 yılında kurulduğunu ileri sürmektedirler. Onlara göre devletin üç dönemi bulunmaktaydı: İlk Dörvön Oyrad (1437–1502), Orta Dörvön Oyrad (1502–1637), Son Dörvön Oyrad (1637–1758).

Oyrad Hanlığı’nı Togan (veya Togon) Han kurdu, bu devleti bir imparatorluk haline getiren ise oğlu Esen Tayşi oldu. Bunlar kendi aralarında iki gruba ayrılmışlardı. Dörbet ve Torgutlar’dan oluşan Oyradlar’la (Batı Moğolları) Halhalar (Doğu Moğolları) bu grupları oluşturmaktaydı. 1416’da bütün Oyradlar’ı bir devlet otoritesi altında toplayan Togan Han önce müslüman Çağatay Hanlığı’na saldırdı ve Muhammed Veys Han’ı üç defa üst üste yenilgiye uğrattı. Bu savaşlarda hanlığın topraklarının büyük bir kısmını ele geçiren Togan Han 1434’te sürekli mücadele içinde olduğu Halhalar’ın lideri Arugtay’ı öldürdü. Ancak Halhalar ona asla baş eğmedi. 1439’da yerine geçen oğlu Esen Tayşi, Halhalar’a baş eğdirmeyi başardı ve bütün Moğollar’ı yönetimi altında birleştirdi. Böylelikle Oyrad Hanlığı,  Çin imparatorluğu karşısındaki en büyük güç oldu. Bir süre Çin topraklarına akınlar düzenlemeye devam etti. Daha sonra 1447’de Türkistan’a dönerek Özbek Hanı Ebülhayr Han’ı vergiye bağladı. İli Kazaklarını yurtlarından atıp akınlarını Batı Sibirya’nın Tobol ve İşim bölgelerine kadar uzattı. 1449’da tekrar güneydoğuya yönelip Ming hanedanından imparator Ving-tsung’u esir aldı. Daha sonra onu serbest bırakma karşılığında da Çin’i vergiye bağladı ve ticari ilişkileri geliştirdi.

            Esen Tayşi, devletin sınırlarını Sinkiang ve Çin Seddi’nden Balkaş gölüne kadar genişletmeyi başardı. O aralık Oyrad-Halha savaşları yeniden başladı. Bu mücadeleler neticesinde Moğol birliği dağıldı. Dayan Han birliği tekrar kurduysa da bu süreklilik göstermedi ve onun ölümüyle birlikte devlet çeşitli Oyrad ve Halha beyliklerine bölündü. Bu aralık Oyradlar, Moğolistan’ın üst tarafındaki Baykal Gölü’nün etrafında Sibirya’nın güney kesimini aşarak Urallar’ın güneyine göç ettiler ve oradan da Aşağı Volga’ya geçerek bir buçuk yüzyıl kadar bu bölgenin doğusunda ve batısında göçebe olarak yaşadılar. Bu küçük kabileler genellikle ormanlık alanlarda, göl ve nehir kıyılarında avcılık yaparak veya balık tutarak yaşamlarını sürdürmüşlerdi.

            Dayan Han 1517–1543 yılları arasında Doğu Moğol kolundan çıkmış bir hükümdar olup Tümed kabilesindendi. Batı Moğollara karşı kin, nefret duygusundan ötürü onlara zulümler yapmış ve baskınlar düzenlemişti. Yetmiş üç yaşına kadar çok uzun süre tahtta kaldı ve pek çok çocuğu oldu. Batı Moğolistan’a ve Moğolistan’ın bir bölümüne sahip Oyradları durdurmak, ülkesini düzenlemek, isyanları bastırmak, Çin’e karşı başarılı seferler düzenlemek gibi pek çok siyasi başarıyı elde etti. Dayan Han her ne kadar birliği tekrar kurduysa da bu birlik devamlı olamadı. Ölümünden sonra da devlet çeşitli Oyrad ve Halha beyliklerine tekrar bölündü. Ayrıca o dönemi bir diğer açıdan değerlendirecek olursak Kazan Hanlığı henüz Rusların eline geçmemişken Kazan şehrinin kuzeyinde Kalmuk varlığından söz etmek mümkündür. Kazan Hanlığının IV. İvan tarafından 2 Ekim 1552 tarihinde işgal edilmişti. Bunun öncesinde bir kısım Kalmuk ile Çuvaş ve Çirmiş halkı Rus idaresine alınmış olup Rus işgalinden hemen önce yaklaşık bir yıl Kazan Hanı olan Şah Ali, Kazan’ın yaklaşık 60 km kuzeyinde İdil’in bir kolu olan Züye boyunda (Sviyajsk) bir yerleşim bölgesi kurdu. Daha sonra buradaki Kalmuklar da Ruslara bağlandı. Hazar’ın kuzeyinde yer alan Kalmuklar, 17. yüzyılın başında Cungarya’dan İdil’e göç etmişlerdi. Bu göçten önce bölgede Kalmuk varlığından söz etmek mümkün değildir.

Sibir Hanlığının ortadan kalktıktan sonra Kalmukların batıya göç etmesi kolay olmuştu. Rus hükümdarlığının gücünü toplayamamış olması da bunu kolaylaştıran bir diğer etmendi. Hatta Tar şehrinde ticaret yapma izni konusunda Ruslarla görüşmüşlerdi. Bu izin için bazı Kalmuk tayşileri, Rus idaresine girmek üzere yemin dahi ettiler. Ancak 1608’de başlayan görüşmeler 1618’e değin sürmesine rağmen sonuç alınamadı. Bu sebeple yeni göç dalgası meydana geldi. Louzang ve Eydeng idaresindeki öncü topluluk Batı Sibirya’nın güneyinden Emba ve Or Nehri boylarına indi. Daha sonra esas büyük topluluk onları takip ederek hareket etti. Horluk idaresindeki Kalmuk boylarından Torgutlar, Cungarya’daki Aladağlar ve Tarbagatay’dan yola çıktılar. Bu göç eden topluluğa İli nehri, Kukunor ve Zaysan gölü kıyısında yaşamakta olan Hoşuut ve Dörbetlerin bazı uruğlarının da katıldığı belirtilmektedir. Bu ikinci büyük kalabalık Kalmuk dalgası önce kuzey ve kuzeybatı Kazakistan’daki İşim, Tobol, Emba nehri boylarına, daha sonra da 1630 – 1632 yıllarında İdil nehri boylarına ulaşmayı başardı. İdil ve Yayık nehirleri arasındaki geniş steplere gelen Kalmuklar, böylelikle Hazar Denizi’nden Samara’nın kuzeyine kadar geniş bir coğrafyaya yerleşti. Bu göç dalgasında Horluk’un, yaklaşık 50.000 ailenin başında batıya doğru geldiğinden söz edilmektedir ki yeni bu göç dalgalarını yöneterek yeni bir hanlık kurmuştu.

1604’te Horluk adlı bir Torgut beyi önce Harizm’i istila etti. Daha sonra 1618’den 1632’ye kadar süren göç dalgaları başladı. Halkını İdil (Volga) boylarına taşıyarak orada 1632’de İdil Kalmukları Hanlığını kurdu. O dönemde Hara Hula adlı başka bir bey de doğuda Cungarya’da eski Oyrad Hanlığını yeniden kurdu. Bu dönemde İdil–Yayık bölgesine doğru seyreden Kalmuk akınları, onları Başkurtları karşı karşıya getirmişti. 1606 yılında Tobol ırmağının yukarı kısımlarında ilk kez görülen Kalmuklar, sürekli olarak Başkurt arazisini yağma etmişlerdi. Hatta bu yağma hareketi İseti ve Pışma nehirlerine kadar uzanmıştı. İdil nehri kıyılarına ulaşan Kalmuk akınları, bölgede daha geniş alanlarda varlık göstermek isteyen yöneticiler için çok müsaitti. 1610 yılında iki grup halinde faaliyet gösteren Kalmukların birinci grubu kuzeybatıda ve Om nehri çevresinde; ikinci grup ise güneybatıda İrtiş’in yukarı bölgesinde yer almaktaydı.. Aynı yıllarda Samara, Pommel ve Ezheltne arasındaki alanda Kalmuklarla Nogaylar sürekli çatışma içerisine girmişlerdi. Büyük Nogay Ordası’na yapılan saldırı da 1628 yılında gerçekleşti. Nogaylar durumun kendi aleyhlerine olması nedeniyle barış yapmak isteseler de Kalmuk beyleri özellikle Emba nehri civarındaki arazilere ihtiyaç duymaları yüzünden çatışmaları sürdürüp 1630 yılına değin süren baskın ve çatışmalar neticesinde Kalmuklar, müslüman topluluklar üzerinde önemli bir güç haline dönüştüler. Kalmuklar bu başarıyı bölgedeki dağınık siyasi yapıya ve askeri güçlerinin üst seviyede olmasına borçluydular.

Kalmuklar yine aynı dönemde siyasi ve askeri başarılarına yenilerini eklemişlerdi. 1621 yılında Başkurtlar’ı yenilgiye uğrattıktan sonra 1629 ve ardından 1633 yıllarında Katay bölgesine saldırı düzenlemişlerdi. Başkurtlarla Kalmuklar arasında devam eden karşılıklı saldırılar 18. yüzyılın başlarına kadar sürdü. Bu olaylar sırasında Kalmukların bir grubunun Ural’ın ötesine geçerek yerleştiği ve Çarlık Rusyası’nın hizmetine girdiği görüldü. Çarlık Rusyası’na karşı isyan girişiminde bulunan Başkurtlar’a bazen destek verdikleri de görüldü. Bu açıdan Kalmukların 1601-1606, 1636 yıllarındaki mücadelelerde Başkurtlar’a yardım ettiler. 1630’lu yıllar Kalmukların hızlı bir göç hareketi içerisinde olduğu zamanlar olup Kalmuk yöneticileri olan tayşilerden Horluk ve oğlu Dayçin, Torgutları da yanlarına alarak Nogaylar’ın zayıf olmasından faydalanıp Volga yakınındaki zengin meralar barından toprakları geçirdi. Bu dönemde Rus pazarı kendilerine açılmıştı. Ruslar önceleri Kalmuklardan rahatsız olmadı. Ancak İdil-Yayık bölgesindeki Kalmuk saldırılarından kaçan Nogayların Rus bölgesine akın etmesi Rus yönetimini rahatsız etti. 13 Nisan 1633 tarihinde Tepkir bölgesinde bulunan göçebeleri, Kalmukların perişan etmesi üzerine Ruslar askeri bir birlik gönderdi. Bu askeri birlik 22 Nisan 1633 tarihinde Büyük Uzen Nehri kıyısına ulaştı. Sayıca çok kalabalık olan Kalmuklar, askeri birliği geri çevirdi ve bölgede bulunan bir kamışlık ateşe verildi. Çıkan yangın nedeniyle nedeniyle nişan alma kabiliyetini yitiren Rus askerlerinin durumunu gören komutan Şuserin, Kalmuklarla görüşmek zorunda kaldı. Görüşmeler sonucunda anlaşma sağlandı ve Nogaylar Don Nehri’ne sürüldüler.

1642 yılında Kalmuklar, Salks bozkırında görüldüler. Keykubat Nogayları ve Kanay Bey Nogayları’na da saldırılar düzenlenmiş olup asıl hedefleri Nogayların göç yollarını takiple onlara ulaşmaktı. Bunun sebebi ise Nogayların kontrol altında tutulmak ve köle olarak kullanılmak istenmeleriydi. Don Kazaklarıyla iyi ilişkiler de tesis eden Kalmuklar, 1645 yılına doğru İdil ötesinde Rus hükümetinden sonraki en önemli güç haline geldi. Batıya ilerleyen Kalmuklar, Nogaylar’ı ve onların yaşam alanlarını büyük oranda etkilemeyi başardı. Bununla birlikte Nogaylar, akınlardan kendilerini sakınmaya çalıştı. Hatta Kalmuklar’a karşı 1644 yılında önemli bir zafer de kazanıldı. Bu yılda Kuzey Kafkasya’da Rusların Terek Kalesi’ni kuşatan Horluk komutasındaki yaklaşık 10.000 Kalmuk askeri, Kabarda bölgesine de saldırmıştı. Ancak Kabarda Prensi Alayuk, 10.000 kişilik askeri kuvveti ile geçit bölgesinde onları çevirdi ve kılıç ve ok kullanan Kalmuklar’a karşı ateşli silahlarla karşılık vererek, Kırım Hanı IV. Mehmed Giray tarafından yollanan bir grup Nogay askeri birliği ile birlikte,  Kalmuklar yenilgiye uğratıldılar. Hatta bu çatışmada çatışmada Horluk ve oğulları ölmüş, pek çok Kalmuk askeri de esir alınmıştı.

4 Şubat 1655 tarihinde Horluk’un oğlu Şukur Dayçin tarafından gerçekleştirilen ve adına şert denilen bağlılık yemini sonrası Çarlık Rusyası ve Kalmuklar arasındaki ilişkilerin seyrini değişti. Bu antlaşma İdil bölgesinde Kalmuklarla Rusları her zaman olmasa bile müttefik konumuna getirmişti. İdil nehri boyuna gelen ve daha sonraları İdil Kalmukları olarak adlandırılacak olan Kalmuklar, burada yurt edinme konusunda epey uğraşmışlar ve  1655, 1657, 1661 yıllarında yapılan antlaşmalarla İdil-Yayık nehirleri boyuna yerleşme izni almışlardı. Çarlık Rusyası, bu izni vermekle askeri bir güç elde etmiş olup Kalmuklar, Kırım Hanlığına karşı Çarlık yönetimine askeri destek sözü vermişlerdi. 1669 yılında Kalmuk Tayşisi Puntsuk’un yerine geçen Ayuka, Emba Irmağı’ndan Don nehrine ve Hazar Denizi’nden Samara şehrine kadar olan geniş alan içerisinde güçlü bir birlik oluşturdu. Çarlık bundan rahatsız olsa da Ayuka ile aralarında gerçekleştirilen bir antlaşma ile yeniden itaat altına alınmışlardı. Çarlık Rusyası’yla yakınlaşmanın gerçekleşmesinden evvel İdil bölgesindeki Kalmukların buradaki 17. yüzyılın son çeyreğine doğru Nogaylar üzerindeki baskısı yeniden artmıştı. Rus yöneticilerini, Kırım Hanlığı ve Osmanlı Devleti’ni rahatsız eden bir durum ortaya çıktı.

Kalmuk akınlarında 17. yüzyıl ortalarında bir duraksama yaşadı. Bu durum 1670 yılına kadar devam etmiş olup bu süreçte Nogaylar’ın bir kısmı Kalmuk egemenliğinden kendini kurtarmıştı. Fakat 1669 yılında baş tayşi Monçak’ın ölümünden sonra yerine geçen Ayuka, durumu tekrar Kalmukların lehine çevirdi ve 1671 yılında Yedisan Nogaylarından bir grubun yerlerini terk ederek İdil’den Kuban’a gitmesinin ardından harekete geçti. Ayuka Han, Küçük Nogay Ordası üzerine yaptığı seferle onları tekrar kendine bağladı ve buradan hareketle Büyük Nogay Ordası üzerine yöneldi. Kuban Nehri yukarılarında gerçekleştirilen iki aylık hücumlarla İdil havzasının kontrolünü ele geçirdi. 1667-1672 yılları arasında İdil’deki Kalmuk hareketliliğinin en önemli dayanak noktasını Don Kazaklarından Stenka (Stefan) Razin’in isyanı olmuştu. Bu isyan hareketinden yararlanan Kalmuklar, Orta ve Yukarı İdil’i yağma etti. 1671 yılında Dugar ve Bok Tayşiler ile birlikte Kabardinlerin Prensi Çerkaskiy ve Don Kazaklarıyla birlikte isyancı Nogaylardan Malibaş ve Yamboyluk üzerine hareket etti. Daha sonra 1672 yılında Kuban nehrinin üst bölgesindeki Nogaylar ve Yedisanlara karşı saldırıyla çoğu esir edildi. Ayuka Han, Çarlık yönetimi ile 1673 yılında yapılan ittifak ardından bir yandan Kırım Tatarları’na karşı Kozaklar ve Çerkaskiy müttefikliğinde hareket edereken diğer taraftan Kalmuk ulusu üzerindeki Başkurt baskısından çekindi. Bu sebeple 1675 yılında iki elçisini Moskova’ya göndererek yardım talebinde bulundu. İsteği yerine gtirilen Ayuka Han, Çarlık’a bağlılık yemininde bulundu.

Bu dönem Kalmuk siyasetinde Rus karşıtı hereketler meydana geldi. Yapılan antlaşmaya uymayan Kalmuk hanı Ayuka Han, 1679 yılı sonunda on iki temsilcisini Azak Paşası’na göndermişti. Yapılan antlaşma sonucu Rus topraklarına birlikte saldırmışlarsa da bu durumdan rahatsız olan Çarlık, 1681 yılında Ayuka Han’ı yeniden itaate mecbur etti. Bu aralık Doğu Kalmukları’nın önemli hükümdarlarından Galdan Han, Halhalar’ı da egemenliği altına almıştı. Daha sonra 1678’de Kaşgar’ı ve ardından Moğolistan’ın tamamını fethetti. Ardından Sevang Rabdan ve Galdan Sereng Taşkent dahil bütün Orta Asya’yı ele geçirdi. Böylelikle devlet en geniş sınırlarına ulaştı. Bir süre sonra devlet içinde karışıklıklar meydana geldi ve bu durumdan faydalanan Çin imparatoru Çienlong birkaç yıl içerisinde Cungar egemenliğine son verdi.

1698 yılında Kalmuklarla Kazaklar birbiriyle mücadele etti. 1702 yılında Kazaklardan beklenmedik karşılık alan Kalmuklar, Kazak askerleri tarafından saldırıya uğradılar. 25 Nisan 1703’te savaşlara son vermek için Kazak Kalmuk barış görüşmeleri başlatıldı. Fakat bir süre sonra 1708’de Kalmuklar Kazak ordularına yeni bir saldırı düzenledi ve bu saldırının sonuçları kötü oldu. 18. yüzyılın başlarında Kalmuk askerlerinin büyük bir kısmı Sarı Su nehrine doğru ilerlemişti. Kalmukların bir kısmı ise Orta Orda’nın Kuzeydoğu bölgesini işgal etmiş durumdaydı. Tavke Han Kalmuklara karşı mücadeleyi başlatmak için Üç Orda temsilcilerini 1710 yılında Karakum bölgesinde toplayarak savunma tedbirlerini ve düşmana karşı sonuna kadar savaşa devam edilmesi yönündeki kararları aldırdı. 1712 yılında yapılan Kazak baskınları başarılı oldu. Bunun sonucu olarak Tsevan Rabdan’ın otoritesi sarsıldı ve 1717 yılındaki Kazak Kalmuk savaşında Kazak milis kuvvetleri Kayıp ve Ebul-Hayır başkanlığında Kalmukların sınır bölgelerine saldırdı. Ancak bu sefer başarısız oldu ve bu başarısızlık Kayıp Han ve Ebul Hayır arasında münakaşalara sebep oldu. Bu bu durumdan faydalanmak isteyen Kalmuk askeri birlikleri Kazak topraklarının güney bölgelerine girmeyi başardı. O arada Çin Hükümdarlığının Kalmukları tehdit etmesi üzerine Kazaklara karşı gerçekleştirmeyi planladıkları harekat engellenmiş oldu. Kalmukların Çinlilerle olan savaşı 1722 ‘de Çin İmparatoru Kansi’nin ölümünden sonra sona erebildi.

Zakirov’un verdiği bilgilere göre 1755 yılında Çin ajanları Kalmukların ordusuna sızmayı başardılar. Kalmukların en son hanı Amursan Çin’le yapılan savaşta İle’ye kaçtı.  Oradan Rus Kraliçesi Elizaveta Petrovna ile ilişkiler kurabileceğini düşünmüşse de bu gerçekleşmemiştir. 21 Eylül 1757 tarihinde 35 yaşında bir hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Daha sonra Çin İmparatoru Çienlong, 1758 yılında da asker-sivil ayrımı gözetmeksizin 500.000’den fazla kişi kılıçtan geçirilerek Cungar halkı ortadan kaldırıldı. İdil Kalmukları ise sırasıyla hüküm süren Horluk, Dayçin, Sunçuk ve Ayuke’nin hanlıkları sırasında bir yandan Kırım Hanlığı bir yandan Rus Çarlığı ile savaşarak bağımsızlıklarını korumaya çalıştılar. Ancak Rusya’ya bağlanmak durumunda kaldılar. Bunların 300.000 kadarı 1770’te siyasi bir oyuna getirildi ve son hanları Ubaşi’nin önderliğinde eski yurtları Cungarya’ya geri gönderildi. Ancak bu sürgün esnasında yola çıkan Kalmuklar müslüman Kazaklar tarafından Balkaş gölü çevresindeki çöllere sürüldüler. Burada sert doğa koşullarına dayanamayan Kalmukların birçoğu hayatını kaybetti. Geriye kalan 70.000 kişi Cungarya’ya ulaşabildi. Burada da Çin hakimiyeti altında mülteci muamelesi gören Kalmuklar, Pugaçev ayaklanmasına katıldı (1773-1774). Ayaklana bastırıldıktan sonra 50.000 civarında olan Kalmuklar’ın yerleşim merkezlerine 10 kilometreden fazla yaklaşması yasaklandı. 19. yüzyılın sonlarında bunların Sünni Müslümanlığı benimseyen küçük bir kısmı Orta Asya’ya göç etti. Bunlar lsık Göl civarına yerleşerek Sart Kalmuk adıyla tanındı.

            Aşağı İdil bozkırlarında göçebe hayatı yaşayan İdil Kalmukları, 4 Kasım 1920 tarihinde Astarhan yöresinde Rusya’ya tabi oldu. Bu dönemde özerk bir Kalmuk bölgesi (oblast) kurulması için izin alındı. Rusya, 20 Ekim 1935’te Kalmukya denilen bu özerk bölgeye Kalmuk Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adını verdi. Bu ad altında Kalmukya’yı Sovyetler Birliği’ni oluşturan cumhuriyetlerden biri haline getirdi. Başkenti Elista olan bu cumhuriyetin 75.900 km2 yüzölçümüne sahipti. Ekim devriminden sonra Isık-Göllü Sart-Kalmuklar’la Rusya’daki Kalmuk Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Kalmuklar arasında ilişkiler gelişmeye başlamış olup bu ilişkiler günümüzde de devam etmektedir. Sart Kalmuklar olarak bilinen kolları bugünkü Kırgızistan’da kuruluşları 1861-1865 yıllarına giden Çelpek, Börü-Baş, Taş-Kıya ve Burma-Suuadlarını taşıyan köylerde yaşamaktadırlar. Hakimiyeti altındaki topraklar kuzeyde İdil nehri, batıda Don Kazakları arazisi, güneyde Dağıstan Cumhuriyeti ve doğuda Hazar deniziyle sınırlanmıştı. Stalin, II. Dünya Savaşı sırasında Kalmukları Almanlarla işbirliği yapmakla suçladı ve ülkeyi ilga ederek halkını 1943’te Doğu Sibirya’daki çalışma kapmlarına sürgün etti. Boşalan bölgelere de Rusya’nın iç bölgelerinden Rus halkı getirildi. 1958 yılında eski topraklarına geri dönebildiler. Kalmuklar da geri döndüler. Bugün Rusya Federasyonu’na bağlı Kalmuk Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamaktadırlar. 1991 yılındaki verilere göre 60.000 nüfusa sahiplerdi. 2002 tarihindeki istatistiksel verilere göre nüfus sayısı 156.000’dir. 2009 tarihinde hazırlanan yeni bilgilere göre ise nüfus sayıları 284.000’dir. Rusya cumhuriyetinin Stavrapol, Astrahan, Volgograd ve çeşitli bölgelerde yaşamlarını sürdürmektedirler.

            Günümüzde Kalmukların kültür hayatı çok renkli ve canlı olup Kalmuk Cumhuriyeti’nde Slavlara, Kazaklara, Korelilere, Almanlara, Yahudilere, Kuzey Kavkaslara ve diğer milletlere ait kültür merkezleri bulunmaktadır. Kalmuk Cumhuriyeti’nde egemen olan Kalmuk ve Rus kültürü olup Kalmuk Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamakta olan Kalmuklar devletin nüfusunun % 40’ını oluşturmaktadırlar.

Kaynaklar:

Cibek Irımbek kızı, Geçmişten Günümüze Kalmukların Dini Tarihi ve Halk İnanışları, Ankara Üniversitesi,  Sosyal Bilimler Enstitüsü, Dinler Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2011.

 Mualla Uydu Yücel, Kalmuklar, TDV,  Cilt: 24, İstanbul, 2011.

Oktay Berber, XVII. Yüzyılda Kalmukların İdil-Yayık Bölgesindeki Faaliyetleri, Tarih Okulu Dergisi (TOD), Sayı XVIII, Yıl 7, Haziran 2014.

Oktay Berber, Kalmuk Adı Üzerine Bazı Değerlendirmeler, Avrasya İncelemeleri Dergisi, 2012, s. 47-62.

Görsel

Top