Jonathan Safran Foer “Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın”

Bir eserle tanışıyorsunuz ve bir anda, edebiyata dair yeni kapılar açılıveriyor zihninizde. Okudukça sarıp sarmalıyor hayalinizi, bütün duygu dünyanıza dokunuyor hikayesi. Öyle ki hiç bitmesin istiyorsunuz. Biterse içinizde büyüyen heyecan da onunla birlikte bitip gidecekmiş gibi sanki.

Amerikalı yazar Jonathan Safran Foer tam da böyle bir eser sundu bizlere. “Extremely Loud and Incredibly Close” adlı bu kitap ilk kez 2005 yılında basıldı. Ülkemizde ise 2008 yılında Siren Yayınları aracılığı ve Algan Sezgintüredi’nin “Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın” adlı çevirisiyle raflardaki yerini aldı.

25 yaşındayken ilk romanı (Her Şey Aydınlandı) yayımlanan Foer, ikinci eserinde son derece özgün bir kurguyla karşıladı bizi. 11 Eylül’de New York’ta filizlenen ve sonrasında bizi oradan oraya sürükleyen bir hikaye bu. Kalbinizi sarsacak boyutta yalnızlık barındıran, çarpıcı etkilerle içinizi burkan… 11 Eylülde yaşamını yitiren babasının ardından, evde bulduğu bir anahtarla birlikte ait olduğu kilidin peşine düşen Oskar adında küçük bir çocuğun, duygu seli hayat macerasını anlatıyor. Devamında bilime, icatlara, Hiroshima’dan, Dresden Bombardımanına uzanıyor. Bununla kalmayıp, sayfalar ilerledikçe başka yaşamlarla tanıştırıyor sizi Foer. Karakterler bir bir anlatmaya başlıyor, size de hissetmenin sonsuz doyumu kalıyor. Geçmişleri, acıları, özlemleri, eksiklikleri, kaybedişleri, arayışları, susmaları, haykırmaları, sevmeleri, küçük mutlulukları, çırpınışları, inanışları, tesadüfleri… Gerçek ile hayali muhteşem bir anlatımla birleştiriyor Foer. O hayranlıkla ilerliyorsunuz, hem de bir nefeste, ne elleriniz bırakabiliyor bu kitabı ne de gözleriniz.

Evet gözlere de hitap ediyor bu kitap. Fotoğraflarla, alışık olmadığımız görsel yazı teknikleriyle ve dizgisel kurgularla anlatımda adeta çığır açıyor. Sayfalar değiştikçe okumanın yanı sıra arka planda seyre de dalıyorsunuz olan biteni. Büyüleyici ve kıskandırıcı bir anlatım aynı zamanda bir sanat eserine dönüşüveriyor böylece.

Sanattan bahsetmişken bir de sinemaya uyarlanıyor eser. 2012 yılında gösterime giren filmde Tom Hanks (baba), Sandra Bullock (anne) ve Thomas Horn (Oskar) başrolleri paylaşıyor. Filmin yapımını ve yönetmenliğini Stephen Daldry üstlenirken, kitabın filme uyarlanmasını Erich Rote gerçekleştirdi.

Babasının yaşamının izinde maceralara sürüklenen Oskar’ı tanımalısınız, önce Foer’in başarılı dilinde, sonra ise Thomas Horn’un başarılı oyunculuğunda. Eminim kalbinizde bir köşede yerini alıp ölümsüzleşecektir.

Top