İstanbul’un Mimarları: BALYAN KARDEŞLER

“          

              Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

             Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

            Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

            Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Yahya Kemal Beyatlı

İstanbul, Yahya Kemal’in şiirinde anlattığı üzere; bir ömre bedeldir. Eşsiz tarihiyle farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, aynı zamanda farklı kültürler ve inançları, öteden beri içinde barındıran bir şehir olmuştur.

İstanbul’a tepeden baktığımızda birçok sanat eseri, deniz ve boğazın mest eden güzelliği ile insanın gözüne bambaşka gelir, insan o eserlere uzun uzadıya bakarak tüm duyguları bir arada yaşar. İstanbul, ülkemize ve dünyaya bırakılmış, büyük mirasları içinde barındırmaktadır. Bu eserler, dönemin devlet adamlarının ve mimarlarının büyük çabasıyla yapılmış ve günümüze ulaşarak yerli, yabancı herkesin ilgi odağı olmuştur. Fakat toplumumuzun büyük bir kısmı bu eserlerin kimler tarafından, nasıl yapıldığını bilmemektedir.

Başta Ulu Önder Mustafa Kemal’in hayata gözlerini kapamış olduğu; Dolmabahçe Sarayı’ndan, birçok Türk subayımızın yetiştiği Kuleli Askeri Lisesi’ne, dönemin ünlü liderlerinin ağırlandığı Beylerbeyi Sarayı’ndan, boğazın kıyısında bir inci gibi parlayan Çırağan Sarayı’na… İstanbul’u İstanbul yapan bu değerli eserleri Balyan Kardeşler ailesine borçluyuz.

Balyan ailesi on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıllarda, Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşamış olan, Ermeni asıllı mimar ailesidir. Mimar Sinan’dan sonra Osmanlı’nın en büyük mimari eserlerini inşa etmişlerdir. Mimar Balyan ailesi, ilk olarak Krikor Balyan ve kardeşi Senekerim Balyan ile faaliyet göstermeye başlamıştır. Osmanlı saray mimarlarından, Kayseri kökenli Bali Kalfa, babalarıdır. Senekerim Balyan daha çok abisinin yardımcısı olarak çalışmıştır. Abisi Krikor ile ahşaptan yapmış oldukları ve bir yangında yanmış olan, Bayezid kulesini 1826’da yeniden inşa etmişlerdir. Krikor Balyan, 1767-1831 yılları arasında yaşamış ve yaşadığı dönemde günümüzde halen büyük ilgi duyulan; Beylerbeyi Sarayı, Selimiye Kışlası, Nusretiye Camii, Beşiktaş Sarayı ve daha nice eseri meydana getirmiştir. Bir yandan eserlerine devam eden, Krikor Balyan’ın 1800 yılında oğlu Garabet Amira Balyan dünyaya gelmiştir. Fakat babası kadar büyük bir mimar olamayan Garabet Balyan, aile geleneklerinin daha güçlü bir şekilde devam ederek, daha güzel eserlere imza atılmasını istemesi münasebetiyle oğulları Nigoğos ve Sarkis Balyan’ı Fransa’ya göndermiştir. Nigoğos ve Sarkis kardeşler Fransa’da, klasisizmin geleneksel ve kuru eserlerine karşı ortaya çıkan, düş gücünün ön plana çıktığı Barok mimari ile tanışmışlardır. Bu nedenle o dönemde yapılmış olan pek çok yapıt Barok mimari anlayışı ile tasarlanmıştır.

Nigoğos Balyan, Padişah I. Abdülmecid’in mimarlarındandır. En önemli eseri babası Garabet Balyan ile birlikte yapmış olduğu Dolmabahçe Sarayı’dır. Çok genç yaşta hayata veda etmiştir.

Sarkis Balyan 1835-1899 yılları arasında yaşamıştır. Ecole des Beaux Arts’dan mezun olduktan sonra İstanbul’da dönmüş, kardeşi ve babası ile çalışmaya devam etmiştir. Fakat önce babasını sonra da abisini kaybeden Sarkis Balyan, çalışmalarına kardeşi Hagop Balyan ile devam etmeye başlamıştır. Sarkis Balyan döneminde; Beylerbeyi Sarayı, Malta Köşkü, Çırağan Sarayı, Baltalimanı Yalısı, Adile Sultan Sarayı, Mekteb-i Tıbbiye (Bugünkü Galatasaray Lisesi’nin binası.), Hamidiye Saat  Kulesi ve Kağıthane Camii  gibi birçok mimari eser inşa edilmiş ve miras olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Öte yandan onca eserin mimarı olan Sarkis Balyan, istibdat döneminde Sultan II. Abdülhamid tarafından Avrupa’ya sürgün edilmiş ve on beş yıl Avrupa’da kalmıştır.

Hagop Balyan da abisi Sarkis Balyan gibi Fransa’da Sainte-Berbe Koleji’nin Mimarlık bölümünden mezun olmuştur. Abisi Sarkis ile beraber çalışmıştır. Aralarında yapmış oldukları iş bölümü neticesiyle çoğu eserin çizimi ona aittir. Fakat Sarkis Balyan devlet erkanı ile iç içe olduğundan ve toplum nezdinde daha çok tanındığından eserlerin büyük bölümünün ona ait olduğu bilinmektedir.

Simon Baylan ise, Balyan ailesinin mimariye katkı sağlamış son üyesidir. 1846-1894 yılları arasında yaşamıştır. Maçka Silahhanesi, Maçka Karakolu ve Yıldız Köşkü’nün tasarımlarına katılmıştır. Aynı zamanda Balyan ailesinin üstlendiği mimari eserleri suluboya ile resme dökmüştür.

Her köşesinde bir tarih yatan İstanbul’umuzun mimari yapıtlarını işte bu aileye borçluyuz. Ülkemizdeki tüm bireylerin, her gün önünden geçtikleri, fotoğraf çekindikleri, vapur ile seyahat ederken bakıp hayaller kurdukları bu eşsiz eserlerin tarihlerinin, mimarlarının ve bittabi değerlerinin bilinmesi ümidiyle.   

Görsel

Top