Emîr’den dergiye “Porsuk”


Tarihimizde, birçok önemli gulâm komutan gelip geçmiştir. Bunların içinde biri vardır ki, bugün Anadolu’da ismini bilmeyen yok gibidir fakat tanıyan kim olduğunu bilen de bir o kadar azdır. Bu kişi, adını Porsuk çayına vermiş, önemli bir kumandan Emîr Porsuk’tan başkası değildir. Porsuk, Gazneli Devletinin, 1040 yılında Dandanakan yenilgisi sonrası, Selçuklu tarafına geçmiş belki de satın alınmış bir gulâmdır (muğlâk ifadelerin olması bu dönem hakkında kaynaklarda ve çağdaş araştırma eserlerinde maalesef bir belirliliğin olmamasından kaynaklanmakta). Emîr Porsuk adına, Selçuklu Devleti ve İslam milletleri için çok önemli bir noktada Bağdad’ta rastlıyoruz. Abbasi Halifeliğinin başkenti olan Bağdad, Büveyhi işgalinden ve Arslan Besasiri zulmünden, Halife Kaim‘in yardım isteği ile Tuğrul Bey sayesinde kurtulmuştu. Bu sebeple Halife Kaim, dünyevi yetkilerini, Sultan Tuğrul Beye “Malikul-Meşrik ve Magrib” unvanı ile devrediyor ve fiili olarak Bağdad bir Selçuklu şehri oluyordu. Bu sebepten şehre, eski bir Türk İslam unvanı olan, askeri vali anlamına gelen Şîhne unvanı ile bir görevli atanması gerekti. Emîr Porsuk, Tuğrul Bey tarafından, 1059 yılında Bağdad şehrine atanan ilk Şîhne olarak tarihe geçmiştir. Daha sonra, Emîr Porsuk 1063 yılında Hâcib unvanı almıştır. Hâcib, saray teşkilatında görev alan, saraydaki organize edilmesi gereken teşrifat işlerinden sorumlu olan, gerektiğinde ordu komutanı olarak da görev yapan bir görevlidir. Emîr Porsuk bu göreve geldikten sonra, Sultan Alp Arslan döneminde, Amid unvanı verilerek vergi toplama görevi ile görevlendirilmiştir. Malazgirt Savaşı’na kadar devletin, durağan ve teşkilat için önemli yönetim işlerini yapmakta olan Emîr Porsuk, Malazgirt Savaşı sonrası daha çok askeri sahaya kaymıştır.

Emir Porsuk’un askeri faaliyetlerine girişme dönemi Sultan Melikşah’ın zamanına denk gelmektedir. Bu dönemde iki Anadolu seferine çıkmıştır. Bu seferlerde, birçok Anadolu Selçuklu ve arta kalan Bizans kalesini emrindeki 50 bin asker ile almayı başarmış, Sakarya nehri boyunca, birçok Bizans kalesine saldırılar düzenlemiştir. Emir Porsuk çıkmış olduğu bu iki Anadolu seferinde, Türkmenler ve yerleşik ahali arasında özellikle Bizans Devletine karşı kazandığı başarılar ile şöhret bulmuş bir komutandı. Onun seferlerinin yol güzergâhı olan, Sakarya nehri kollarından Timbris çayına, halk bu bölgelerin Türk hâkimiyeti altına girmesinden dolayı fethi gerçekleştiren komutan olan Emîr’e “Porsuk” ismini vermiştir.

Porsuk, aslında Emîr’in adı değildir. Ona, gulâmhanede “baba”nın vermiş olduğu isimleşmiş bir lakaptır. Gulâmhaneler’de Türkistan’dan getirilen Türk ve Türkmen çocuklarına, eski Türk adetleri mucibince, doğa isimleri verilmekteydi. Gulâmlara genellikle Salim Koca’dan öğrendiğimiz kadarıyla, Tigin, Arslan, Böri (Kurt), Pars, Buğra ( erkek deve), Boğa, Tonga (kedigilerden yırtıcı bir hayvan), Porsuk, Yagan (fil), Argun, Köpek, Tay, Sungur, Laçin (Şahin), Balaban (avcı bir kuş), Torumtây ( yırtıcı bir kuş) ve taş, yağmur gibi isimler verilmekteydi.

Porsuk nehri ve dergimizin adı olan “Porsuk” ismindeki ilginçlik de buradan kaynaklanmakta. Biz çayın ismini aldık, çay ise ismini Emir’den aldı; biz logomuza porsuk koyduk, Emir de adını porsuktan aldı.

Top