Çünkü Küçükken Kazana Düşmüşsün

Şerbet:

  • Meyve suyuna şekerli su ya da bala su katılarak yapılan içeçek.
  • Düğün, doğum, bayram gibi belli zamanlarda konuklara sunulan şekerli içecek.

Şerbetli insan:

  • Şekerli su ile yıkanmış insan ..

Elbette böyle bir şey değil. Halk arasında “şerbetli olmak” sözü genellikle şanslı ve talihli kişiler için, şansının sık tekerrür etmesi üzerine kendilerine yakıştırılan daha yaygın kullanımıyla “ballı” diyebileceğimiz bir sözdür. Bilinen kullanımının dışında, asıl anlatılmak istenen durum biraz daha farklıdır aslında.

Şerbetli olmak sözünde asıl anlatılmak istenen, bir olaya karşı bağışıklık sahibi olmak durumudur. Kötü bir alışkanlık, dışarıdan gelen kötü davranış ve tepkiler ve yahut yalan söylemek alışkanlığı, zehirlenme durumunda zehirden etkilenmemek gibi çeşitlendirebileceğimiz birçok durum üzerinden alışılmışlık, kanıksama veya bağışıklık kazanmış olmak halidir.

Yalana şerbetli olmak, yalan söylemeyi alışkanlık haline getirmiş ve hiç zorlanmadan, kasmadan herhangi bir durumda rahatlıkla yalan söyeleyebilme yetisine söylenen ve yakıştırılan bir sözdür. Çevresindeki insanlara yahut çevresindeki belirli bir insana ya da bir canlıya kötü davranmayı huy haline getirmiş insanlar için bu duruma şerbetlenmiş demek tamda bu hali özetleyen bir sözdür. Aynı şekilde, ters bir durumda yani çevresi tarafından her zaman kötü davranışlara maruz kalan hatta şiddet gören fakat artık bu duruma tepkisiz ve kabullenmiş bir hal takınan kişiler içinde bu duruma şerbetlenmiş sözü sıkça kullanılır.

Peki bu sözü mantık çerçevesinde, anlattığımız durumlara yakıştırmaya çalışırsak nasıl bir tanım yapabiliriz? Şimdi biraz da bunu konuşalım. Olayı anlatmaya şerbet yapımıından başlayalım. Şekerli suyu tencerede kaynamaya bırakıyoruz. Kaynama başladıktan sonra on beş dakika boyunca kaynatıyoruz. Sonrasında limon sıkıp karıştırarak beş dakika daha kaynatıyoruz. Daha sonra ilk baştaki o su, yoğun bir kıvam alıyor. İşte buna şerbet diyoruz. İçinde bulunduğumuz hal ise aynen bu şekilde yavaş yavaş bizi etkisi altına alıyor. Daha sonra şiddetini arttırarak içimizi fokur fokur kaynatıyor. O şiddete alışma evremiz ise işte o on beş dakikalık süre. Daha sonrasında o yoğunluk bizleri bu durum üzerinde hissizleştiriyor. Fakat şerbetin kazandığı o yoğunluk ve ağırlık bizlerde tam ters etki olarak aslında zayıflığa yol açıyor. Bir durum karşısında bağışıklık hali gibi de dursa aslında karakterde açılan o delik içeriye sürekli hava alıyor. Sonra zirve yani uç noktada bu yoğun burkulma halinin üstüne bir de ekşi mi ekşi bir limon sıkılıyor. İşte bu durum artık ben yoruldum hayat gelme üstüme halidir. Sonra mı? Sonra şerbeti ne kadar dinlenmeye bırakırsan bırak, ne kadar soğutursan soğut, limonu yiyen şeker suya tamamen nüfus ediyor. İflah olmaz bir şerbetli olma durumu. Kazana düşmek de tam olarak bu olsa gerek. O kazana girdin mi, şerbetin tadına bakarsın. Afiyet olsun.

Görsel

Top