Bir harf, bir yazar, bir kitap, bir kayboluş

İnsanlığın malûm tarihi yazıyla başladı. Yazı, yazardan da kitaptan da ilk var oldu bu dünyada. Vâsıta olmasından fazla mühimdi insanoğlu için.

Yazının icadına kadar olan zamanda ortaya çıkan sözlü kültür, yazıdan bağımsız olarak fikrin, kültürün aktarımında uzun bir zaman dilimini kapsadı. Yaklaşık olarak 50.000 yıllık bir mazisi olan insanlığın,  yaklaşık olarak 44.000 yıl sonra da yazıyla tanıştığı ortaya çıktı.  Yazının icadıysa insan dimağında bir olgunlaşmaydı. Artık tarihin sırları yazıyla ortaya çıkacaktı. Fakat günümüz yazınları yazının icadının ardından ortaya çıkmadı. Yazı icat oldu olmasına ama daha gırtlaktan, ağızdan çıkan tarrakanın biçim olarak aktarımı söz konusu idi. Yazının icadından tam 2000 yıl sonra aşikâr olan harf topluluğu insanlığın hayatına girdi.

Mütâlaât sadâ, sadâ çizim, çizim kavramlara, boğumlara sonunda bir harf yani harf topluluğuna dönüştü. Bundan sonrasındaysa günümüz yazınlarının ataları yani yazının ilk mahsulü ortaya çıktı. Yazı insanların sanatsal dokunuşlarını artık kitaplara aktarmak için vardı. Artık dünyada bambaşka bir çağ vardı.

Fransız yazar G.P. – ki yazının bu kısmından başlayarak adı Sakallı Üstat olarak anılacaktır- tüm bu yazılı kültürün ortasında, oldukça mühim bir konuma varmaya hazırlanan yazarlardan yalnızca biriydi. Paris doğumlu Polonya asıllı yazar, sosyolojik, dil, konuşma, insan zihni gibi konularda yaptığı araştırmalar sonucunda 12 başyapıt olarak anılacak kitaplar yazdı. Yazının yalnızca araç olmadığını, yazının icadındaki amaca inat yazının bir sanat olduğunu farklı tür kitaplar yazarak kanıtlama yoluna gitti, sonuçta başardı da. Günümüz yazın hayatına farklı bir bakış sundu, ortaya çıkardığı kitaplar yalnızca biçim sanatı sayılamayacak kadar ustacaydı.

24 Kasım 1960’ta, F. Lionnais, Raymond Q ikilisinin kılavuzluğuyla kurulan OULİPO adlı yazın birliği, Sakallı Üstat da başta olmak kaydıyla tüm yazın camiasının yazarlık hayatını başka bir boyuta taşıdı. Oulipo, sayı bilgisi, yazın sanatı arasında bağ kurmaya çalışan bir oluşumdu. Kavranmış olan biçimin, üslupların, sanatsal tarafını bozmadan farklı üsluplarla ortaya çıkarılan çalışmalardı. Oulipo, şiir, roman, öykü gibi birçok yazı türünü, sayı bilgisi bağlamlarına uygun olarak uyarlamaya çalışmaktaydı. Yazı türü bir sayı olarak düşünülüyordu, bu sayının üssü alınarak yazılar çoğaltılabiliyor, sanat – sayı ilişkisi ortaya çıkarılıyordu. Yazınsal çağda sonsuz kavramı ortaya çıkmıştı.

Sayı bilgisinin sanatla buluştuğu bu oluşumda bulunan Sakallı Üstat, sayıların, harf bütününün yazılarda kaynaşarak sanki bir bulmaca biçimini aldığına şahit oldu. Bir harfin bir yazıyı nasıl farklı bir forma sokabildiğini, insan zihnini nasıl türlü oyunlarla yorabildiğini yazılarıyla kanıtladı. Söz konusu Oulipo yazılarında ilk kitabı, 1969 yılında tamamladığı, La Disparition yani Kayboluş’tu. Bu kitap yazın sanatında birçok ismi şaşırtmıştı. Çünkü yaklaşık 330 sayfalık kitabında yazar, bir harfi asla kullanmamıştı.

Yunancada atlamak/ noksan olmak manalarında kullanılan Lipo kök sözcüğü yani yazın biçimi olarak Lipogram, bir harfin kullanılmamasıyla oluşturulan bir yazım üslubu / bir sözcük oyunudur. Antik Yunan zamanında, M.Ö. 538 yılında ilk olarak şair Lasus tarafından kullanılmıştır. Lipogram, çok az sayıda yazıda görüldü ya da çok az sayıda kullanıldı. Oulipo yazılarının kuruluş amaçlarında var olan sayı bilgisi – yazın sanatı kaynaştırma dürtüsü, Lipogram’ı bu farklı üslupların arasına kattı. Sakallı Üstadın bilhassa uğraştığı, sonucunda da Kayboluş adlı kitabının ortaya çıkmasını sağladı. Lipogram üslubuyla yazdığı kitabının yalnızca bir alıştırma yazısından ayrıca bir kurgu roman olması sanat tutkunlarına büyük bir armağan olmuştu. 1969 yılında yayımlanan kitap, İngiliz dili, İspanyolca, Almanca, Japonca, Rusça gibi lisanlara aktarımı yapılarak dünya çapında da okurlarına ulaştı. Son olarak da 2005 yılında Ayrıntı Yayınları tarafından uzlaştırma hakları alınarak, dilmaç C. Yardımcı’nın uğraşıyla Türk lisanına kazandırıldı. Kazandırıldı çünkü dilmaç Yardımcı, aktardığı yaptığı yapıtta malum harfi hiç kullanmadı. Kitabı titiz bir çalışmayla Türk lisanına, Türk okuruna sunmaya çalışan Yardımcı, orijinal yapıtta bulunmayan kısımları dahi kitaba uygun bir tutumla oluşturdu. Kısımlar arasında sanki bir kılavuz rolü alan paragraflar vardı kitapta.

Lipogram Türk yazınlarında sıkça rastlanan bir yazım türü olmadığından, Sakallı Üstadın Kayboluş kitabıyla C. Yardımcı birçok sanat tutkununun, birçok yazarın ilgi odağı oldu.  Yardımcı’nın kitabı Türk lisanında aktarımı olumlu ya da olumsuz sınamalarla karşı karşıya kaldı. Kimi okurlar için kitap aslından kopmuş bambaşka bir hâl almıştı. Kimi okurlarsa Yardımcı’nın bu kadar zor bir kitabı Türk lisanına özgün olarak aktarmış olmasını büyük bir başarı olarak görmüştü.

Roman, kullanılan yazı biçimi, sözcük oyunu dışında konusuyla da başarıyı yakaladı. Kitabın ana kişisi Anton Ssliharf’in, yakınları tarafından kaybolduğunun farkına varılmasıyla başlayan sır dolu bir öykü söz konusu kitapta. Anton’un ardında yalnızca hatıratını, karalamalarını bırakarak sır olması ilk olarak yakın dostu Amaury Ünsüz’ün, sonrasında da sırasıyla talihsiz dul Olga, avukat Hasan İbn Abu, polis amiri Aloysius Unit, polis yardımcısı Ottavio Ottaviani, bahtsız Augustus B. Clifford, Cliffordların daimi yardımcısı tüm olanlara hakîm Squaw da bu arayışa dâhil olurlar. Kitap yalnızca bu kahramanları kapsamaz, aynı zamanda birçok yazar, şair, dil bilimci, sanatçı, birçok yazara ait kitapla da kayboluşu anlatır. Ama kaybolan yalnızca bir insan mıdır? Tabii ki, hayır! Zâyiât kitap sona yaklaştıkça daha da dozunu artırır.

Bir kayboluşun öyküsünü kurgulanmış olaylara, tüm olayları da arayışa bağlayan bir kitap Kayboluş. Kitabın yarı yazarı olarak da tanımlanan Yardımcı, kitabın nasıl bir gücü olduğunu kitaba iliştirdiği kısımda şu yolla anlatıyor; “… Birkaç bölüm sonra okur kitabın son satırlarını okuyup kitabı kapayacak. Ama okur kapağını kapadığında, asıl o zaman yaşamaya başlar kitap. Douglas Haig’in bir şarkısı birinin dudağına takılı kalmıştır. Ssliharf’in bir tiradı birinin ruhuna sinmiştir. Arthur Wilburg’ la Amaury’nin bir diyaloğu birinin aklına kazınmıştır. Bütün bu hatıralar, kitap kapandıktan sonra saklandıkları kuytulardan çıkar bir fısıltı olarak ortaya dökülür. Artık yazar da yoktur, yarı yazar da. Okur da gitmiştir. Ama kitabın satırları savunmalarını yaparak fısıldaşır dururlar sabaha kadar.”

Bizâtihî kitabın yarı yazarı olan Yardımcı, bu satırlarla aktardığı kitabın bir o kadar da aktarımının yani dilmaçlığının savunmasını yapma ihtiyacı duymuştur okurlara. Çünkü Kayboluş, Sakallı Üstat tarafından 1969 yılında bırakılan bir kartopunun yıllar yılı bir çığ olmasıdır. Kitap, yazarın, yarı yazarın, okurun dahi yayımcının ortak sancısı olmuştur. Oysa bir harfin kayboluşu nasıl bir vukuata yol açabilirdi ki? Kitabı okumayı düşünüyorsanız, uzun bir yolculuğa hazırlanın. Çünkü zihniniz bir zaman Avrupa dolaylarında turlayacak, masallarla düş arasında kalacak, kaybolanı sona doğru anlayacaktır. Farz-ı misal bu yazıda o malum harf kullanılmamıştır. Şimdi baştan okuyabilirsiniz.

Hatice   KÖSE

Kaynakça,

ÖZBAY, Murat, (2005). BİLİM VE KÜLTÜR AKTARICISI OLARAK YAZI. Dergipark.org.tr

VARDAR, Berke, (1998). Açıklamalı Dil Bilim Terimleri Sözlüğü. Ankara: ABC Yayınları.

AKDAĞ Ayşe,(2011).  OULİPO METİNLERİNİN TÜRKÇEYE ÇEVİRİSİNİN OLANAKLARI. İÜ Çeviribilim Dergisi; Cilt 2, Sayı 3

Top