Axıs Mundı-Yer ve Gök Arasındaki Kutsal Kazık-Damar

Yüce Kutsal Ruh! Bir dayak (dayanak, direk- Göktürkçe) yarattı önce tüm sonsuzluğu bir arada tutmak için kainata… Kainattan gelen sınırsız kazıklar ana dayağa bağlı olarak tüm var olanı oluşturdular. Ve ruh nefesi bu oluşturulan damarlarla yayıldı ve bağlandı; canlandı kainat… Sonsuz ve Kut’lu ola…

            -Dünyaya kazık çakmak- deyimi vardır ya, aslında ne kadar da manidar bir deyiştir. Burada bahsedilen kazık tam olarak bir damardır aslında ve prehistorik çağlardan bu yana bilinen ve çeşitli şekillerde betimlenen Axis Mundi ‘ana’ hattını temsil eder. Uzunca yaşayan, öbür dünyaya gidip geldiği düşünülüp dünyada kalan kişilere söylenen bu deyiş, aslında kesinlikle boyutlar arası yolculuk yaptığı bilinen, ataları ziyaret eden, kutsal olanla direk bağlantısı olan, koca bir ilk inanç kültürüne sahip Şamanizm’den gelir. Dünyaya kazık çakan yaşlı bilge bir ak Kham, elinde Axis Mundi simgesi dayağıyla resmedilir. Yani kazık, Şamanizm’den gelen bir tabirdir ve mecazi olarak dünyaya çakılan bu kazık ileri geri yolculuk yapmayı sağlarken aynı zamanda da bir enerji kaynağıdır. Ana bir hattır ve yan damarları ile tüm evreni- kainatı sarar, tıpkı beyin nöronları, snapsis ağları ve de arasındaki elektriksel alan gibi. Kutsal olan, bu sayede kainatı bu damarlar aracılığıyla enerjisel bir akışla sular; çimlerin sulanarak sürekli canlı kalmasının sağlanması gibi bir durumdur. Enerjisi en büyük Axis Mundi, insani varlığın içindedir ve onun anatomik olarak dik yapısı bu mecazi kazıklardan biridir. ‘T’ şeklinde betimlenir. Axis Mundi bir nevi yer ve göğün birleştiği noktada bulunan o kazık yani damardır. Elektromanyetik bir alan oluşturur. Atmosferin ve magmanın oluşturduğu bu elektromanyetik alanın sonuçlarından biri de yer çekimidir. Varlığın içindeki ruhu da maddesel anlamda yer küre içinde tutar. Bu yoğun enerjinin görüldüğü birçok tespit edilemeyen veya edilen nokta vardır. Bu nokta da insan, mağara, dağ, ağaç, şelale, göl, yanardağ, fay hattı, tapınım alanıdır.

Latmos Mağarası- Fırtına mağaraları (‘T’ şekilli insan betimlemeleri), Everets Dağı, kutsal kayın- meşe ağaçları, Jerusalem, Kabe, Göbeklitepe (‘T’ lerin önemi), Nil Nehri, Bermuda Şeytan Üçgeni alanı, Sahra Çölü’nde bir alan, Sibirya Parmak Dağlar’ı, özellikle ekvator veya kutuplara yakın bir takım alanlar ve daha küçük Axis Mundi’li alanlar … Genellikle bir takım olayların yaşandığı, mucize ya da lanet adıyla temsil edilen, ya kutsal kabul edilip tercih edilen ya da asla yaklaşılmayan alanlardır. Ruhani gücü fazlaca güçlendiren bu enerjisel alanlar, bilinen en eski zamandan beri birçok çalışmaya ve ritüele konu ve mekan olmuştur. Şamanizm, Paganizm, cadılık, kehanet merkezleri, kutsal alanlar, lanetli topraklar gibi düşünülen yerlerde gelen enerjinin, dokunduğu enerjiyle etkileşimi ne şekilde sonuçlanır ya da enerji ne derece kuvvetlidir tahmin edilemez. O sebeple bu alanlar ya mistik mucizevi alanlardır ya da şeytani karadeliklerdir. Bir örnek vermek gerekirse; Bodrum-Gümüşlük (Myndos), Tavşan Adası’ndaki tarihi çitlembik ağacının çevreye ciddi bir enerji yaydığı düşünülür. Bu elektromanyetik enerjiye tabi kalan çoğu insan buraya aşık olmakla ve yüksek miktarda huzur tatmakla birlikte bazı insanlar da (ciddi rakamlar söz konusu) intihar etmektedir.

Yani mistik bir kavram olduğu kadar bilimsel de var olan Axis Mundi öze yolculuktur. Kainattaki her şeyin enerji olduğu bilinen ve kabul edilen bu zamanda, bu elektromanyetik alanlar, en içe de en dışa da bir yoldur… Özden gelen öze giden…   

Bilge şaman (Kham), kutsal olana dua ederken; öncelikle üçgen biçimli yakılan ateş iyesiyle, kendisini (sahip olduğu üç kut’u, baş,kalp, karın altı), tılsımlarını ve tonunu (tüm Şaman kıyafeti- don) üç kez kutsar ve temizler. Ellerini yanlara, güneşin doğduğu ve battığı yöne doğru açar (‘T’ biçimli) ve önce yeryüzüne sonra gökyüzüne bakar. Düngürünü çalarak ritüeline başlar, trans haline geçer. Kham, trans halindeyken ana damara ulaşmak için öncelikle yan damarları kullanır ki bunlar kendisi ve doğadır. Düngürün yaydığı teta titreşimi ruh sesi olarak da bilinir ve enerjisel olarak ruhu harekete geçirir. Harekete geçen ruhu yönlendirebilme yeteneği yine kadim bilge Kham’a aittir. Kham yan damar diye tasvir ettiğim bu yer küre içinden de geçen Axis Mundi’lerle belli boyutlara ulaşabilirken (atalara gidiş- yedi katman), ana damara da ulaşabilecek yollar bulabilir. Çünkü sonuçta bu yan damarlar, ana damardan çıkmış ve ona bağlıdır. İşte bu noktada tarihte inanılmaz ritüeller ve yöntemler denenmiş ve birçok mistik olay gerçekleşmiştir. Uykularınızı kaçıracak cinste korkunç olanlar da, asla hayalini bile kuramayacağınız masalsı tatta olanlar da yaşanmıştır. Açılmış tüm kapılar, kapatılabilenler, aralık kalanlar… Farklı boyutlardan gelen tüm o varlık hikayelerine sebep olan bu deneyler-ritüeller anlatılmaktadır. On dört milyar yaşındaki evrende, on dört bin yıldır insanlar da vardır ve ilk nefes alan insanlar da doğadaki, kainattaki muhteşem gizemleri ilk gören, yaşayan, hisseden ve keşfedendir. Şu anki beynimizle anlayamayacağımız, özden uzaklaştıkça, doğadan uzaklaştıkça, ruhani olarak da algılayamayacağımız o kadar çok olay oluşmuş, oluşmakta ve oluşacaktır ki… Bilim ve doğa beyin içinde işbirliği ile çalışırsa, insan her bir olayı görebilecek ve içlerindeki öze ulaşabilecektir. Çünkü her bir olayın yansımaları içimizde dolaşmaktadır. Bu ‘Ana’ Axis Mundi’ye ulaşılabildiğinde, Yüce Kutsal olana ulaşılmış olacaktır. Düşünsenize; hala nefes alan bir varlık ve Yüce Kutsal olana ulaşıp geri gelebilmiş bir ruh, Axis Mundi ile…  

İlk khamlar ilk kez Axis Mundi’i keşfettiklerinde Buzul Çağı daha yeni bitmişti ve elektromanyetik alanlar, atmosfer ve magma arasındaki enerjisel çekim ilk kez oluştuğunda dikey ışıklar ortaya çıkmıştı. O kadar göz kamaştırıcıydılar ki, ilk insanlar elbette ki bunu hemen  fark ettiler. Hayal edin lütfen, ilk insanlar olarak ilkleri yaşamak… Bu ışıkların değdiği yerlerde oluşan Axis Mundi enerjileri ve mucizeleri günümüze kadar devam etmektedir. Bu kadim bilgileri bize ulaştıran atalara sonsuz aşk olsun ve gözlemlememizi, öğrenmemizi sağlayan bilime de minnetler…

Eyyy Yüce Kutsal olan… Kadim bir Kham olan bir atamın, sana Axis Mundi ile ulaşmasını izlemiş ve dinlemiştim… Hissettiklerimi tasvir edebilmem mümkün değil… Lakin yansımaları her zerremde, yüreğimdeki sürekli aşk yayan aşkta, kanatlı ruhumda, sürekli gülen- neşe saçan- iyilikle ve şifayla dokunan tenimde ve doğuştan bembeyaz olan saçlarımda gizli. Baki ve rengarenk bir ilkbahar ve içinde uçan kızıl bir aşk kelebeği…

 Sonsuz ve Kut’lu ola… Var isem O’ndanım, yok isem O’ndayım…

Top