Akışkanlık ve Durağanlık: Edebiyata Övgü – Zygmunt Bauman & Ricardo Mazzeo

“…yol kenarlarındaki hanlarda alınan kısa soluklar dışında kesintisizce süren, asla bitmeyen ve hep oluş sürecinde kalan sonsuz bir çabadan bahsetmemiz gerekir.”
Zygmunt Bauman, (Kitaptan)

Kuram tartışmalarının gölgesinde edebiyatın ne olduğu konusunda hâlen devam eden fikir ayrılıkları olsa da, üzerinde çalıştıkları konuları değerlendirirken farklı bir büyüteç olarak edebiyatı kullanan insanlar olduğunu unutmamak gerek. Platoncu bakışla ahlâkı bozma tehlikesi olan ve gerçeği yansıtmayan edebiyattan, hayatın, toplumun, insanın, insanlığın ve dahi dünyanın anlaşılması için usturlap vazifesi gören edebiyata çıkmakta yolumuz. Tanıtacağım kitap da, meşhur sosyolog Zygmunt Bauman ve onunla söyleşen İtalyan editör Riccardo Mazzeo, edebiyatın başta toplum yaşamı olmak üzere sahip olduğu ve okurlarda yarattığı etkiyi irdeliyorlar. Bununla kalmayarak sosyoloji ile edebiyatı Siyam ikizleri olarak gören ikilinin sohbeti sayesinde sadece zihniniz açılmakla kalmayıp, bu zamana dek kenarda köşede kaldığını fark etmediğiniz isimler keşfedebiliyorsunuz. Kendi adıma Robert Walser’ın keşfini Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanmış “Edebiyata Övgü” adlı bu kitaba borçluyum. İkili, on iki başlık altında edebiyat ve sosyoloji ilişkisini mercek altına alarak, edebi eserler doğrultusunda topluma, insanlara bakış açımızı şekillendiriyorlar. Çağı anlamlandırmak noktasında ne edebiyatın, ne de sosyolojinin tek başına yeterli olmayacağı savından hareketle yazarla toplum arasındaki ilişkiyi kâh yazar/düşünür, kâh eser, kâh yazarın yaşantısında göze çarpan ve esere yansıttığı kavramlardan yola çıkarak makul bir tahlil yapıyorlar. Mazzeo’nun takdire şayan akılcı yönlendirmeleri ve hatta tespitleri, Bauman’ın aktardıklarının etkisini çok daha yukarıya çeken bir ilişki dinamiği oluşturmuş. Akışkan modern dünyada, sözcüklerin daha fazla baskılandığı, toplumu yeterli yiyecek ve eğlenceyle dilediğiniz şekilde bastırabileceğiniz, Eski Roma’nın ekmek ve sirkler (panem et circenses) ilkesinin etrafında döndüğümüzü yüzümüze vuruyorlar. Öte yandan edebiyatın, kitapların, yayıncılığın aldığı hâl üzerinden gerçek iletişimi kendi ellerimizle nasıl yok ettiğimizi, sosyal medya ediplerinin gittikçe soluklaşan ‘gerçekçi’ sosyal becerilerini de gözler önüne seriyorlar. Bauman’ın yine aynı yayınevi tarafından yayımlanmış karşılıklı yazılı sohbet esasına dayanan benzer kitaplar içerisinde “sohbet ediliyormuş” hissinin en yoğun olduğu kitabın bu olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra Aquinas, Ugrecic, Stefano Tani, Robert Walser, George Perec ve benzeri pek çok önemli ismin, eserleri, görüşleri, metaforları üzerinden çok geniş yorumlamalar ve tespitler mevcut. Özellikle Stefano Tani’nin “Ekranlar, Alzheimer ve Zombi adlı eserinden alıntılanan bir zombi tanımı var ki okurun zihninde pek çok bağlantıyı kurmasını sağlıyor. İfadeleri bir miktar abartsam sadece bu bölümü okumak için kitabı almanızı dahi söyleyebilirim. Bu bölümün dışında Jung’dan etkilendiği belirtilen Luigi Zoja’nın “Hektor’un Jesti” adlı kitabında geçen ‘Baba Sorunu’ üzerine kurduğu cümlelerde oturduğunuz yerde bir an düşüncelere dalmanıza ve aslında ‘babalar’ açısından akışkan modern toplumun hayatı ne kadar zorlaştırmakta olduğuna, onları nasıl içinden çıkılmaz dilemmalara sürüklediğine dair ilginç bir örnek ihtiva ediyor. Ayrı ayrı edebiyat ve sosyoloji okurunun seve seve içinde kaybolacağı bir eser olmasının yanında, özellikle her iki konuya birden ilgi duyanlar için gerçekten bulunmaz bir nimet olduğu fikrindeyim. Kovid-19 salgınının dünyayı kasıp kavurmakta olduğu, dünyanın değiştiği, insanlara kontrollü ev hapislerinin dayatıldığı, yönetimlerin değişeceği öngörülerinin basmakalıp düşüncelerle ilan edilmesinin yanında, eserde yer alan çoğu tespitin bu tip çıkarımların altını doldurmakla kalmayıp, ciddi dayanaklar oluşturduğu notunu da düşmeliyim. Uzun süredir içinde yaşamakta olduğumuz çağın geçirdiği devinimi yorumlamaya çalışırken bu kitabın sizin için kısmen bir rehber olabileceğini de naçizane söyleyebilirim.

Mecburi sebepler dışında evde kalanlar müstesna olmak kaydıyla, kıymetli zamanını nasıl harcayacağını düşünen evde kalmış okurlar için ufuk açıcı, fikir değiştirici ve yeni yazarlarla kitapları keşfetmeye sizi malik kılacak bir kitap olduğunu söyleyerek sözlerimi bitireyim.

KARA KÜTÜPHANE

Top