Ahengi Bozan Tel Kopunca Başlayan Hikaye*: Alef

Uzun bir süredir tanıtımlarına rast geldiğimiz, mistik sahneleriyle merak duygumuzu arşa çıkaran FX ve BluTv orta yapımı olan Alef’in ilk iki bölümü nihayet yayınlandı. İlk sezonunun sekiz bölüm olacağı yayıncı platform tarafından da doğrulandı. Türk dizi sektörü mantığıyla her hafta yeni bir bölüm izleyiciyle buluşacak.

Alef, Settar Başkomiser (Ahmet Mümtaz Taylan) ile İstanbul Cinayet Büro şubesine Londra’dan gelen Kemal Komiser’in (Kenan İmirzalıoğlu) işlenen bir cinayet neticesinde birlikte çalışmasıyla başlıyor. Benzer bir cinayete daha tanık olan ikili bu vakaları basit cinayet araştırmasının ötesine taşıyıp seri cinayetlerin izini sürmeye başlıyorlar. Hem de Settar’ın inatçılığının neticesinde dosya onların elinden alınmış olmasına rağmen!

Alef ismi öylesine seçilmiş bir isim değil elbette. Birçok anlamı var ki bunların her biri senaryonun amacına yönelik mistik manalar barındırıyor. Örneğin İbranice’nin ilk harfi Alef, Eski Mısırlılara göre Güneş Tanrısı Ra’nın da sembolü. Kabala’ya göre Allah’ın nefesi ve tasavvufa göre de başlangıç demek.** Elbette komiser muavini katilin bıraktığı sembollerden yola çıkarak bu tip tanımlar yapıyor ama katil bunların hangisini baz alarak oyununu oynuyor şimdilik bilemiyoruz.

Olay örgüsü aslında bir polisiye klişesi olarak görünüyor. Biri genç, diğeri yaşlı iki polis bir araya gelir ve bir dizi seri cinayetin peşinden iz sürerler. Üstelik bu iki polis tamamen zıt iki karakter olarak kurgulanmıştır. Settar musiki düşkünüyken Kemal evde çalıştığı zamanlarda jazz dinler; Settar’ın elinde rakı kadehi görürüz, Kemal ise viskiyi tercih eder. Üstelik Settar adete bir olay hikayesi karakteri gibi kurgulanmış diyaloglarla boğuşurken Kemal hep düşünür. Anlayacağınız biri doğuyu biri de batıyı temsil eder adeta. Yine de senarist Emre Kayışlı ve yönetmen Emin Alper’in muazzam uyumu sayesinde bu dizinin yarattığı atmosfer bize klişelerin çok daha ötesini vadediyor.

Edebiyat dünyasına aşina olanlar için ise ikinci bölümde bir sürprizle karşılaşacaklar. Senaristin kurguladığı ve gerçekte var olmayan bir yazarla tanışıyoruz: Faik Ahlat Karaca. Bu tarz dizilerde ya da filmlerde zekalarını kanıtlamayı seven seri katiller muhakkak bir iz bırakır ya, bu sefer tefrika bir eser ile alakalı meydan okuyor polislere. İşin sonu da dönüp dolaşıp bu konuyla ilgili tez yazmış İslam Bilimleri Araştırmaları’ndan Yaşar Turan’a (Melisa Sözen) dayanıyor.  Dizide bir de Ahmet Mümtaz Taylan’ın kendine has tavrıyla seslendirdiği bir Yahya Kemal rubaisi* var ki mutlaka dinlemelisiniz.

Mağdur karakterlerin toplumun kabul görmemiş kesimlerinden olmaması henüz eleştirildi mi bilmiyorum ama elbette eleştirilecek. Kurbanların kendine has dünyaları ise ileriki bölümlerde epey irdeleneceğe benziyor. Katile gelince… Meşhur Se7en filmini hatırlarsınız, hani Morgan Freeman ve Brad Pitt’in baş rollerini paylaştığı, tıpkı Alef gibi mistik bir polisiye türü olan film. İşte bana kalırsa tıpkı oradaki gibi bir katille karşı karşıyayız. Tabiri caizse bize bir ders vermek istiyor.Bu dersin sonucu bizi tatmin edecek mi, onu da ilerleyen bölümlerde göreceğiz.

* Her rind bu bezmin nedir encâmı bilir,

Dünyamızı nâgâh zalâm örtebilir,

Bir bitmeyecek şevk verirken beste,

Bir tel kopar âhenk ebediyyen kesilir.

Yahya Kemal Beyatlı

**Alef 2. Bölüm.

Görsel

Top