ACIMASIZ SALGINLAR: ÜÇÜNCÜ VEBA

Epidemi: Bulaşıcı bir hastalığın 2 hafta ya da daha az bir sürede çok hızlı bir şekilde çok yüksek sayıda insana ve çevreye yayılmasına, o dönemin şartları ve konumuna göre bir  hastalığa normal orandan fazla rastlanmasına denir. Epidemi sadece bir bölgeye mahsus olabilir ancak diğer ülkelere ve kıtalara sıçramaya başlarsa Pandemi adını alır.

Doğa zaman zaman sebebinin net olarak açıklanamadığı ve insanlığın büyük bir kesiminin ölmesine sebep olan hastalıklarla karşımıza çıkmıştır. Her ne kadar ilerleyen zamanlarda bu tarz salgınların tanımlanması ve önlenmesi daha kolay olsa da halen farklı şekillerde zaman zaman mutasyona uğrayarak karşımıza çıkmaktadır.

Bölüm III

Bu veba salgını, 1855 yılında Çin’in Yunnan bölgesinde ortaya çıkan kabarcıklı veba salgınıydı. Bu veba çevrede yaşam olan bütün yerlere ulaştı ve dolayısıyla  Çin ve Hindistan’da 12 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olmuştur. 1910 yılında Mançurya’da 10 milyon Çinli, 1896 yılında Kara Ölüm yüzünden 300 bin kişinin hayatını kaybettiği Hindistan bu sefer daha büyük bir oranla karşı karşıya kalmıştır, 1921 yılında tekrar veba salgını ile yüzleşen Hindistan’da bu sefer kayıplar 15 milyonu bulmuştur. Dünya Sağlık Örgütüne göre, dünya çapında kayıplar yıllık 200 gibi sayılara ulaşıncaya kadar veba 1960 yılına kadar aktif kabul edildi.

Bu vebanın ismi daha önce Avrupa’yı etkileyen ve kırıp geçiren vebanın üçüncü kez görünmesinden gelmektedir. Bu vebanın ilk görüldüğü tarih 541-542 yılları arasında Bizans İmparatorluğunu mahveden Justinianus veba salgınıydı, ikinci olarak 1346-1353 yıllarında kademeli olarak yayılan ve artarak diğer ülkeleri de etkileyen Kara Ölüm geldi ve Avrupa’nın neredeyse 1/3’ünü öldürüp Dünya nüfusunu büyük bir oranda azaltmış oldu.

Hong kong’dan Britanya Hindista’nına geçen veba, Hindistan’da yaklaşık olarak 10 milyon insanın ölümüne sebep olmuştur, ilerleyen yıllarda da İngiliz sömürgesi Hindistan’da 12.5 milyon daha insanı öldürmüştür. 1899 yılına gelindiğinde veba Hindistan’daki küçük topluluklara ve kırsal bölgelere de sıçramıştır.

Sömürge devletinin veba kontrol tedbirleri arasında karantina, tecrit kampları, seyahat kısıtlamaları, Hindistan halkının kullandığı geleneksel iyileştirme tekniklerinin yasaklanması bulunmaktadır. Bu tedbirler İngiliz ordusu ile dayatılmıştır, Hintliler bu kontrol tedbirlerinin kültürlerine müdahale olarak görmüşler ve aynı zamanda bunun baskıcı ve zalimce olduğunu savundular. 1898-1899 yıllarına gelindiğinde veba kontrol sistemi de değişmiş oldu, veba yasalarının zorla dayatılmasının zarar verici olduğunu hem de diğer bölgelere de yayıldığı için daha geniş bir alana dayatma yapılmanın imkansız olduğuna karar verdiler. Bu dönemde her ne kadar hükümet aşılanma mecburi değil diye söylemiş olsalar da, İngiliz sağlık görevlileri tarafından Waldemar Haffkine’in veba aşısını kullanarak büyük çaplı bir aşılama başlattılar.

Veba’nın sebep olduğu kayıplara ve hastalığın nasıl geliştiğine bakılarak hastalığın 2 farklı aşamada yayıldığı gözlemlenebilmektedir. İlk başlarda ortaya çıkan veba okyanuslar üzerinde yapılan ticaretlerle yayıldığı görülmektedir, başlıca hastalıklı insanların, farelerin ve pirelerin bulunduğu kargoların taşınması en büyük sebeplerindendi. İkinci kısmı ise bire-bir insan temasında geçiyordu. İkinci kısım daha çok Asya’ya da özellikle de Mançurya ve Moğolistan’da görünmüştür. Her ne kadar ciddi kayıplara sebep olmuş olsa da,  doktorların hastalık hakkındaki bilgisinin gelişmesine de yardımcı olmuştur. 1894 yılında Hong Kong’da İsviçre asıllı Fransız bakteriyolojist Alexandre Yersin isimli bir doktor, hastalığın bacillus Yersinia Pestis sebep olduğunu keşfetmiştir.

Görsel

Top