Acımasız Salgınlar: Çiçek Hastalığı

Epidemi: Bulaşıcı bir hastalığın 2 hafta ya da daha az bir sürede çok hızlı bir şekilde çok yüksek sayıda insana ve çevreye yayılmasına, o dönemin şartları ve konumuna göre bir hastalığa normal orandan fazla rastlanmasına denir. Epidemi sadece bir bölgeye mahsus olabilir ancak diğer ülkelere ve kıtalara sıçramaya başlarsa Pandemi adını alır.

Doğa zaman zaman sebebinin net olarak açıklanamadığı ve insanlığın büyük bir kesiminin ölmesine sebep olan hastalıklarla karşımıza çıkmıştır. Her ne kadar ilerleyen zamanlarda bu tarz salgınların tanımlanması ve önlenmesi daha kolay olsa da halen farklı şekillerde zaman zaman mutasyona uğrayarak karşımıza çıkmaktadır.

BÖLÜM VI

Öncelikle bilinmesi gereken şey çiçek hastalığı ve suçiçeği hastalıkları arasında bir bağ olmadığıdır. Çiçek hastalığı farklı bir virüsten gelmektedir ve çok ciddi bir hastalıktır. Çiçek hastalığının tam olarak nereden çıktığı bilinmese de hastalığın varlığına dair en erken kanıt  M.Ö. üçüncü yüzyılda mısırlı mumyalarda görülmüştür. Tarihte hastalık salgınlar şeklinde ortaya çıktığı görülmüştür. 18. Yüzyılda Avrupa’da yaklaşık yıllık 400,000 kişi hastalık yüzünden hayatını kaybetmiş ve görülen vakaların üçte biri körlükle sonuçlanmıştır. Su çiçeğinin 20. Yüzyılda 300 milyondan fazla insan öldürmüş ve yüz yıllık var oluş süresinde 500 milyondan fazla insanın hayatını almıştır.

Çiçek hastalığının bilinen iki klinik formu bulunmaktadır, variola major ve variola minor. Variola major en yaygın olarak görülen ve en şiddetli olanıdır olup daha yaygın döküntülere ve daha yüksek ateşe sebep olur. Variola minor ise çok daha az karşılaşılmasının yanı sıra hastalığa maruz kalındıktan sonraki belirtilerin de daha hafif olduğu ve tarihte ölüm oranının ise %1’den daha az olduğu görülmüştür. Aynı zamanda “variola sine eruptine”isimli bir tip’i de görülmüştür,bu tipte kızarıklık olmadan görülen çiçek hastalığı aşılanmış insanlarda da görülmüştür. Çiçek hastalığının kuluçka süresi hastalıkla etkileşime geçilme süresi ve ilk belirgin semptomların ortaya çıkması yaklaşık olarak 12 gün sürmektedir. Başlangıcta ortaya çıkan belirtileri yaygın olarak görülen grip virüs’ününkini ve soğuk algınlığını andırmaktadır. 38 derece ateş, kas ağrıları, kırıklık, baş ağrısı, bitkinlik görülebilmektedir. Döküntülerin ilk iki ila üçüncü gününde hastalık suçiçeği ile karıştırılabilir ancak suçiçeğinin yoğun olduğu yerler genellikle gövde kısmıdır, yüzeysel olarak olarak görülür. Çiçek hastalığının laboratuar testiyle teşhis edilmesi çok önemlidir. Çiçek hastalığı özellikle deri hücrelerine saldırmayı seçen bir hastalıktır bu yüzden karakteristik özelliği olan sivilcemsi lekeler ortaya çıkartır. Çiçek hastalığının ölüm oranı yaklaşık olarak %30’dur. Lekeler belirdikten sonra ve daha fazla leke çıkmayı bıraktığında variola major 4 tipten birine dönüşmektedir.

Hastalığın özgün bir tedavisi bulunmamakla birlikte bakteriyel enfeksiyonların gelişimini önleme amaçlı antibiyotik kullanılabilmektedir. Hastalığa ikinci kez yakalanma ihtimali çok düşük ve nadirdir. Atlatıldıktan sonra sürekli bağışıklık kazanılmış olur. Hastalığın aşısı bulunmaktadır ve Vaccinia virüsünden elde edilen canlı bir aşıdır. Çiçek hastalığına sebep olan virüs ile aynı aileden gelmektedir, bu sebeple yüksek derece bir koruma sağlayabilmektedir. Uygulama sonrasında 10 yıla yakın bir koruma sağlamaktadır, geçen sürenin artmasıyla korumanın azalması doğru orantılı olsa bile, aşılanmış bir kişi ilerleyen zamanlarda hastalığa yakalansa dahi aşılanmamış bir kişiye göre göstereceği belirtiler daha hafif olur ve ölüm oranı daha düşüktür. Her ne kadar aşı koruma sağlasa da tamamen zararsız değildir, ölümcül etkiler yaratabilmektedir. Bu sebepten ötürü Dünya Sağlık Örgütü (WHO) aşıyı yalnızca laboratuarda çiçek virüsü ile çalışan araştırmacılara önermektedir. Eğer virüse maruz kalma riski çok az ise veya yoksa aşılamayı kitlesel düzeyde tavsiye etmemektedir.

1756-1763 yılları arasında İngiltere ve Fransa arasında yapılan Yedi Yıl Savaşlarında çiçek virüsü biyolojik silah olarak kullanılmıştır. İngilizler çiçek virüsü bulaştırılmış battaniyeleri Kızılderililere dağıtarak bir salgın oluşturmuş ve bu şekilde Kızılderili kabilelerinin İngiliz yerleşimcilere karşı mücadele etmelerini engellemişlerdir. Bu metot Amerikan İç Savaşı’nda da kullanılmıştır. Konfederasyonu destekleme amacıyla çiçek ve sarıhumma bulaştırılmış elbiseler Birlik Kuvvetlerine satılmıştır ve bu şekilde savaşın gidişatını kendi yararlarına çevirmişlerdir. Sovyetler Birliği de biyolojik silah programı gerçekleştirmiş ve içinde çiçek virüsü olan bombalar ve kıtalar arası balistik füzeler yapmışlardır ve bu bombaların test sürecinde 1971 yılında Aral denizindeki bir adada bulunan tesiste istenmeyen çiçek virüsü salgını yaratmışlardır.

Abraham Lincoln, Andrew Jackson, George Washington, Lakota şefi Oturan Boğa, 1. Elizabeth gibi isimler çiçek hastalığına yakalanmışlardır. Aynı zamanda çiçek virüsünün yayıldığı zamanlarda çiçek virüsünü engellemesi ve korunma vermesi için birçok farklı tanrıya tapınmalar da yaşanmıştır. Hintlilerin Shitala isimli bir tanrıçası bulunmakta ve ona korunma amaçlı tapınmalar yapmışlardır. Çince çiçek virüsü kelimesi “cennet çiçeği” anlamına gelmektedir ve bu yüzden çiçek virüsünden korunmak için tanrılarına dualar etmişlerdir. Japonya, Afrika ve Avrupa ve dünyanın diğer yerlerinde Tanrılara dualarla korunma istemeyen yerler, çiçek virüsünün şeytanlardan geldiği inancı vardı. Şeytana inanan kültürlerin birçoğunda şeytanın kırmızı renkten korktuğu inancı vardı, bu inanç dolayısıyla çiçek virüsü tedavisinde hem hastayı hem de yaşadığı odayı kırmızıya boyama “tedavisi” ortaya çıkmıştır.

Salgın süreci yavaş ilerlediğinden dolayı hasta kişinin hastalığı bulaştırması genellikle yakın çevresine ve aile bireyleri odaklıdır. Eğer bir ülkede çiçek hastalığı ortaya çıkarsa bu hastalığın çıktığı yerde gözlem yapılır ve hastalığın yayılmasını engellemek adına çalışmalar başlatılır. Çiçek hastası yakınlarına ve temas içinde bulunanlara aşı uygulanır. Hastanın diğer kişilere de bu hastalığı bulaştırmasını engellemek adına hasta izole edilir. Genellikle hastalar son kabuk dökülene kadar hastanın kendi evinde izole olması en mantıklı yol olarak görülmektedir. Çiçek hastalığı uluslar arası bildirimi zorunlu olan bir hastalık olup, çiçek hastalığı olduğu düşünülen tüm olgular WHO üzerinden diğer ülkelere bildirilmelidir. Dünya Sağlık Örgütüne göre çiçek virüsü barındırdığı bilinen iki kaynak dışında – bu kaynaklar yüksek biyogüvenilirliğe sahip olan laboratuarlardır ve denetlenmektedir – başka bir kaynak olmadığını söylemesine rağmen, ABD gibi başı çeken ülkeler virüs’ün biyolojik silah olarak kullanılabileceğinden korkmaktadırlar. Bu sebepten ötürü kendi sağlık çalışanlarına ve askeri personeline aşı uygulamasında bulunmuştur. Dünyada hiçbir ülkede kitlesel çiçek ilacı aşılaması içerdiği tehlikelerden ötürü, dünyada virüs’ün eradike edilmesinden ve dünyadaki aşı stoğunun kitlesel bir aşılama programına yetmeyeceğinden ötürü yapılmamaktadır.

Top